“Taşa Sinmiş Merhamet”
Hastalık… İnsanın en derin sınavıdır. Bedeni yoran, kalbi titreten, gözleri umuda muhtaç eden o anlarda, aslında bir şehrin, bir toplumun, hatta bir medeniyetin gerçek yüzü ortaya çıkar. Çünkü hastalığın karşısına çıkan tek şey ilaç değildir; şefkat, merhamet ve insan için seferber olmuş bir iradedir.
Edirne’nin tarihî taşları arasında, Selimiye’nin gölgesinde yükselen yeni bir eser var: Balkan Onkoloji Hastanesi’nin ek binası. Bir bina gibi görünse de, aslında bir medeniyetin “insana dokunma” iradesinin ete kemiğe bürünmüş hâli. Ve bu hizmetin arkasında bir isim var: Trakya Üniversitesi Rektörü, Sayın Prof. Dr. Mustafa Hatipler.
Hatipler Hoca, makamı bir koltuk değil; omuzlarında taşıdığı ağır bir emanet olarak gören bir idarecidir. Onun nazarında üniversite yalnızca dersliklerden ibaret değildir; insanın hayatına değdiği, toplumun yarasına merhem olduğu ölçüde anlam kazanır. İşte bu yüzden Onkoloji ek binası, Hatipler’in gönlünde yeşeren insana hizmet idealinin taşlara, duvarlara ve koridorlara dönüşmüş şeklidir.
Düşünün; bugün o binada bir hasta, gecenin sessizliğinde yatağa başını koyacak. Yan odada bir çocuk, annesinin elini sıkı sıkıya tutarak “Anne, iyileşeceğim değil mi?” diyecek. Ve o an, işte o duvarların arasında Hatipler’in vizyonu yankılanacak: “İnsana hizmet, en büyük şereftir.” Çünkü orada atılan her adım, yalnızca bir tedavi değil, aynı zamanda umut aşısıdır.
Sayın Hatipler, bu şehre yeni bir pencere açıyorsunuz. O pencerenin ardında yalnızca tıp değil, aynı zamanda insanlık dersi var. Hayırseverlerin katkısıyla birleşen iradeniz, Edirne’nin ufkunu aydınlatıyor. Bugün ek binanın kapıları açıldığında, aslında bir medeniyetin vicdanı aralanmış olacak.
Edirne, tarihi boyunca nice abide eserler gördü. Selimiye göğe yükselirken mimarı Koca Sinan “ustalık eserim” demişti. Belki bu ek bina bir cami değil, ama bir başka manevî eserdir. Çünkü içinde dua var, içinde umut var, içinde yaşama tutunan nice hayat var. Yarın yıllar geçtiğinde, insanlar bu eseri anarken şunu diyecekler: “Burada Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in imzası var.”
Ve biz biliyoruz ki bazı isimler makamdan güç almaz, tam tersine makama ruh verir. Sayın Hatipler, sizin bu hizmetiniz, Edirne’nin hafızasında kalıcı bir iz bırakacak. Bir binadan çok daha fazlası: Bu şehrin insanına, hatta bu ülkenin evlatlarına uzatılmış bir merhamet eli.
En büyük eser, insana dokunabilmektir. Siz, bu eseri çoktan inşa ettiniz.
Hayatta herkes bir iz bırakır. Kimi izler rüzgârla silinir, kimi izler zamana meydan okur. Bir makamda oturanların çoğu isimlerini tabelalara yazdırmakla yetinir; oysa gerçek ölümsüzlük, insanların gönlüne dokunabilmektir.
Hatipler Hoca’nın adı bugün sadece bir unvanla anılmıyor; hastaların duasında, ailelerin minnetinde, bir çocuğun yeniden gülümseyen yüzünde yaşıyor. İnşa edilen ek bina, tamamlanmayı bekleyen bir umut köprüsüdür; betonları henüz sıcacık duygularla yoğruluyor, duvarları ve koridorları, gelecekte hastalara ve ailelerine şifa taşıyacak bir şefkatle örülüyor.
Kıssadan hisse şudur ki: İnsana hizmet eden, inşaatın tamamlanmasını beklemez; başladığı anda, attığı her adımda, yaptığı her girişimde insanlığa dokunur. Henüz kapıları açılmamış olsa bile, bu bina şimdiden kalplerde yükseliyor. Taşa, toprağa, binaya değil; kalplere sinen bir merhamet ve vizyon birikiyor. Ve kalplere sinmiş bir isim, asla unutulmaz.
Vesselam.
