https://www.akhaberedirne.com/files/uploads/user/3dcf44c3136a27a28b3bb27586fd5fc5-94638333cd0a0b6812cb.jpg
Ali Kutlu

Taht mı, Hizmet Makamı mı?

22-10-2025 19:49 790 kez okundu.

Edirne’nin her sokağında bir kepenk hikâyesi var!
Kimi sabahın köründe umutla açar dükkânını, kimi borç defterine bir çizgi daha ekler.
Ama belli ki bazıları o çizgileri görmezden geliyor!
Görmek istemiyor, duymak istemiyor, anlamak istemiyor!

Soruyorum size:
Bu koltuklar ne zamandan beri babadan oğula geçen bir miras oldu?
İki dönem, üç dönem, beş dönem…
Hizmet makamı değil, taht mı sandınız?
Burası babanızın çiftliği değil!
Ama bazıları sandalyeyi krallık koltuğu gibi taşımayı alışkanlık hâline getirmiş!
Hizmet etmeyi bırakın, hükmetmeyi tercih etmişsiniz!

Edirne Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği…
Adında birlik var, ama o birlik sanki sadece birkaç kişinin oyun alanı olmuş!
Yıllardır aynı yüzler, aynı cümleler, aynı boş söylemler:
“Gerekeni yapıyoruz.”
Peki o “gereken” nedir?
Kimin için yapılıyor?
Kim fayda gördü?
Kim kepengini yeniden açtı?
Cevap yok, çünkü siz gerçekten hizmet etmiyorsunuz!

Ve bir de şu maaş meselesi var:
Kriz var, esnaf siftahsız günü kapatıyor,
Ama bazı odaların borçları boyunu aşmış,
Buna rağmen maaşlarınız tıkır tıkır yatıyor!
Ne yapıyorsunuz orada?
Masa mı satıyorsunuz, sandalye mi, arşiv mi?
Yoksa esnafın alın terini mi yiyorsunuz?

Ve asıl mesele:
Neden bu birliğin başı Edirne merkezden çıkamıyor?
Merkezde akıl mı tükendi, cesaret mi bitti?
İlçelerden gelenler değerli elbette, ama bu artık tesadüf değil, alışkanlık!
Merkezdekiler mi korkuyor, yoksa sessizliği tercih ediyor, “aman düzen bozulmasın” mı diyor?
Ama unutmayın: Sessizlik her zaman saygı değildir!
Bazen korkunun, bazen bıkkınlığın adıdır!

Edirne esnafı artık sabrının sonuna geldi!
Koltuklar değişmeden çarklar dönmez!
Çarklar dönmeden şehir büyümez!

Yeter artık!
Birileri o koltukların ayaklarını çınar kökü sanmayı bırakacak!
O koltuklar kimsenin tapulu malı değil!
Emanettir ve emanete ihanetin bedelini tarih soracaktır!


Bir özlü sözle bitireyim yazımı
“Gerçek güç, koltukta değil, hizmette ölçülür; unutanlar tarih önünde hesabını verir, ama hizmet edenler şehrin kalbinde yaşamaya devam eder.”

Vesselam...

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR Hesap… Yarın… VEBAL Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? “Bir İz, Bir Hafıza” “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA Hızlandırılmış Zenginlik Kursu Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş TERAZİ – II TERAZİ Sonrası... İz... BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz Bir Gün Değil, Bir Tercih Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit Alışmak!... VERİMLİ GEÇTİ Bir Yılın Sessiz Muhasebesi AYAR TUTMAYAN TERAZİ Gölgelerin Sesi Beş Dakika... SERVET SESSİZLİĞİ Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı Hoş Bir Seda 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... “Taşa Sinmiş Merhamet” Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı Bir Doğumun Hatırlattıkları Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi Edirne: Vakit Daralıyor... 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı Kurak Nefesler ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında Edirne’nin Sessiz Çığlığı Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! Kâğıda Dökülen Vicdan "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi...