Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede?
Edirne’de yükselen minarelerin gölgesinde, Mimar Sinan’ın başyapıtı Selimiye Camii sadece taş ve tuğladan ibaret değildir. O, bir medeniyetin, bir estetiğin ve insan aklının yansımasıdır. Her kubbe, her hat ve kalemişi, geçmişin derin sessizliğini taşır. Ancak bugün restorasyon kararları, çoğu zaman bu sessiz çığlığı duymayan ellerin kontrolünde.
Kubbelerdeki tezyinatın (kalemişi, hat yazıları, motifler ve kubbe süslemeleri ) değiştirilmesi, yalnızca bir yenileme meselesi değil; tarihî bütünlüğün tartışmalı bir sınavıdır. Orijinal ile yeninin çıplak gözle seçilen farkı, sadece estetik değil; saygının ve aklın ölçüsüdür. Her müdahale, Sinan’ın dâhiyane üslubuna sahip çıkmanın veya onu göz ardı etmenin göstergesidir.
Bu miras, dar bir kurulun keyfine, geçici modaya veya grup kayırmalarına terk edilemez. Ulusal ve uluslararası uzmanlık, liyakat ve şeffaflık olmadan alınan kararlar, yalnızca tarihî mirası değil, geleceğimizi de tehdit eder. Selimiye, sadece Edirne’nin değil, tüm insanlığın mirasıdır. Ona sahip çıkmak, medeniyetimize ve vicdanımıza sahip çıkmaktır.
Unutmayalım: Tarih sessiz değildir; o, her taşta, her kubbede, her hatta haykırır. Biz ilgisiz kalırsak, sadece bir binayı değil, geçmişin aklını ve geleceğin umudunu kaybederiz. Selimiye’ye sahip çıkmak, sadece bir görev değil, insanlık ve sorumluluk işidir.
