https://www.akhaberedirne.com/files/uploads/user/3dcf44c3136a27a28b3bb27586fd5fc5-94638333cd0a0b6812cb.jpg
Ali Kutlu

SERVET SESSİZLİĞİ

02-11-2025 23:22 738 kez okundu.

SERVET SESSİZLİĞİ

Bazı şehirler vardır, toprağından altın fışkırmaz, gökten mücevher yağmaz.
Ama ne hikmetse, bazıları burada yürüdükçe ayaklarının altı ışıldamaya başlar.
Toprak değil, temasın bereketi bu; görünmez bir el, sessiz bir alkış gibi, üzerlerine serilir.
Görünüşte herkes aynı sabah kahvesini içer, aynı sokaktan geçer, aynı ekmeği böler.
Ama bazıları bir fincan kahveyle yetinmez, diğerleri göz açıp kapayıncaya kadar villalarını sayar.
(Bazı adımlar sessiz ama belirgin… sen de bilirsin.)

Şehir sessizdir, ama bir kulak verirsen, fısıltıları duyarsın.
“Nasıl oldu bu?” diye sorar kendi kendine insan.
Cevap yoktur, sadece bir anın mucizesi vardır.
Ve bazıları, mucizeyi kendi elleriyle değil, zamanın ve olayların cilvesiyle yakalar.
Ne enteresan; sabırla ter dökenler, hayal kurarken yorgun düşenler,
aynı şehirde bir sabah uyanır ve bir başkasıyla aynı gökyüzünü paylaşır ama birikimi bin kat farklıdır.
(Bak, bazı farklar gözden kaçar; ama sen farkındasın, değil mi?)

Bunu anlamak için fazla kafa yormaya gerek yok.
Bazen mesele çabada değil, fırsatta gizlidir.
Bir anın farkı, bir kelimenin sırası, bir imzanın zamanlaması,
ve işte… bir bakmışsın, şehirden sessiz bir servet süzülmüş, kimse fark etmemiş.
İşte zekâ ve fırsatın buluştuğu yer burasıdır.
Ama dikkatli bakarsan, bazı izler vardır;
incecik bir tebessüm, bir alışkanlık, hatta kahve fincanının kenarında bir parıltı…
İşte o parıltı, sadece görenlerin görebileceği bir sırdır.
(Bazen sadece bazı gözler görebilir; sen de anla.)

Bazıları telefonunu açar, mesajlarına bakar; bazıları da banka hesabına. Fark, ekranın ışığında gizli.
(Kim hangi ışığı okuyor, işte fark burada başlar.)

Elbette bazıları bu durumu saklamayı sever.
Tevazu numarası yaparlar; sanki ter kokusuyla, emeğiyle kazanmış gibi görünürler.
Ama biz biliriz ki, gerçek parfüm başka kokar.
Çünkü bazı servetlerin kaynağı ter değil, temas ve zamanlamadır.
Kimi saatlerini toplantılara harcar, kimi ise sadece zamanın kollarını doğru tuttuğunu fark eder.
İşte bu fark, kimin ne kadar sessiz ve kimin ne kadar göze batar olduğunu belirler.
(Bazen sessizlik, en yüksek sesi taşır; sen duydun mu?)

Ben sadece izliyorum.
Şehirdeki bu sessiz balo, herkes kendi dansını yapıyor gibi görünse de, arkada bir ritim var; farkında olmayanların ayakları o ritme uymaz.
Bazıları hâlâ sabit duruyor, bazıları bir adım öne çıkıyor,
ve bir bakmışsın, farkında olmadan en hızlı olanlar, en çok parlayanlar olmuş.
(Ve bazıları bunu fark etmiyor, ama sen biliyorsun.)

Sokaklar sessizdir ama duvarlar konuşur; bazı duvarlar sadece bazı gözlerin görebileceği harflerle yazılmıştır.
Bazen insan düşünmeden edemiyor:
Bu hızın arkasında ne var?
Şans mı, akıl mı, yoksa sadece zamanın cilvesi mi?
Cevap belli değil. Ama belli olan bir şey var:
Gözlemci, her şeyi fark eden, sessizliği bilen biri, her zaman bir adım öndedir.
(Bazı parıltılar yalnızca senin gözünde anlam taşır.)

İşte o yüzden sessizim.
Konuşmak mı? Henüz değil.
Ama okuyan bilsin:
Her parıltının bir kökü vardır, her sessiz servetin bir hikâyesi.
Ve zaman geldiğinde, bazı sırlar kendi kendine açığa çıkar;
Sen de farkındasın belki; gülümse, ama sesi çıkmasın. Çünkü bazen sessizlik, en yüksek alkıştır.
Herkes bilir ki, görünmez eller bazen en çok kazananları seçer.

Şimdilik sadece tebessüm ediyorum.
Çünkü alay, kelimelerle yapılan en zarif sanattır.
Görünüşte kimse fark etmez, ama zekâ, incelik ve ince hesap, sessiz bir şekilde sahneyi yönetir.
Bu şehir, sessiz servetlerin şehri; ama dikkatli bakarsan,
Bazıları kahvesini içerken fatura bakar; bazıları ise sadece bakar ve içtiği kahvenin tadına bile varmaz. İşte fark burada başlar.
Herkes kendi kulvarında yarışırken, bazıları sadece gülümseyip izliyor…
ve biz, görenler, farkındayız.
(Ve bazıları fark ederse, gülümsemeyi unutmaz; sen de anla.)

Vesselam...

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR Hesap… Yarın… VEBAL Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? “Bir İz, Bir Hafıza” “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA Hızlandırılmış Zenginlik Kursu Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş TERAZİ – II TERAZİ Sonrası... İz... BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz Bir Gün Değil, Bir Tercih Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit Alışmak!... VERİMLİ GEÇTİ Bir Yılın Sessiz Muhasebesi AYAR TUTMAYAN TERAZİ Gölgelerin Sesi Beş Dakika... Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı Taht mı, Hizmet Makamı mı? Hoş Bir Seda 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... “Taşa Sinmiş Merhamet” Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı Bir Doğumun Hatırlattıkları Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi Edirne: Vakit Daralıyor... 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı Kurak Nefesler ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında Edirne’nin Sessiz Çığlığı Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! Kâğıda Dökülen Vicdan "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi...