"Her başarı hikayesinin arkasında gözle görülmeyen emekler ve fedakârlıklar vardır. Toplumun fark etmediği, sahne arkasında sessizce iz bırakan isimler, aslında geleceğimizi şekillendirir. İşte bugün sizlere böyle bir isimden, duruşu ve çalışmalarıyla örnek olan Rıdvan Canım’dan söz edeceğim."
Edirne’nin Büyük Döllük Köyü’nde dünyaya gelen, ömrünü Türk edebiyatına, şiire, tezkirelere ve kültürün kalıcı izlerine adayan bir isimden bahsediyoruz: Prof. Dr. Rıdvan Canım. O, sadece kitap yazan bir akademisyen değil; hem gönüllere hem de tarihimize mühür vurmuş bir kalem, bir fikir ve bir irfandır.
Bugün raflarda duran, derslerde okutulan, edebiyatın ince damarlarını besleyen nice eserin altında onun imzası vardır. Divan Edebiyatında Türler, Divan Edebiyatının Kaynakları, Latîfî Tezkiretü’ş Şuara, Hayal Şehirlerin İzinde, Mostar’dan Tiflis’e Gezi Notları ve daha niceleri… Her biri yalnızca bir kitap değil, bir medeniyetin aynası, bir kimliğin hafızasıdır.
Sevgili okur, farkında mıyız? Böyle değerler parmakla sayılacak kadar azdır. Bir milletin geleceği, işte bu nadide şahsiyetlerin emeğiyle büyür. Eserleri, sadece akademi kürsülerinde değil, milletin vicdanında da yankılanır. Prof. Dr. Rıdvan Canım, Edirne için yalnızca bir akademisyen değil, kültürün muhafızı, kelimenin tam anlamıyla yaşayan bir değerdir.
Fakat soralım kendimize: Biz bu değerlere ne kadar sahip çıkıyoruz? Devletin, valiliğin, kurumların görevi yalnızca taş binalar yapmak değildir. İnsanların gönüllerine ve zihinlerine köprü kuran böyle şahsiyetleri desteklemek, onların emeklerini topluma daha geniş çerçevede kazandırmak asli bir vazifedir. Çünkü şehir, sadece yollarıyla değil; yetiştirdiği fikir insanlarıyla şehirdir. Edirne’nin taşlarına sinmiş tarih, bu isimlerle yeniden nefes bulur.
Bir gün gelir, biz sahip çıkmazsak, değerlerimizi başka şehirler, başka ülkeler sahiplenir. İşte o vakit elimizden kayıp giden yalnızca bir insan değil, bir medeniyet mirası olur. Bugün Rıdvan Canım’a destek vermek; aslında Edirne’nin geçmişine, Türkiye’nin kültür atlasına sahip çıkmaktır. Valilik, yerel yönetimler ve kültür kurumları kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. Çünkü onun kalemi yalnızca bireysel bir çabanın ürünü değil; bütün bir milletin vicdanını besleyen bir kaynak, bir diriliş çağrısıdır.
Unutmayalım: Bir şehri büyük yapan binalar değil, fikir adamlarıdır. Bir milleti ayakta tutan ise tanklar değil, kalemlerdir. Gelin, değerlerimizi hayattayken bilelim, kıymetlerini kaybetmeden verelim. Zira kaybettikten sonra söylenecek güzel sözler, sadece bir vicdan azabının yankısı olarak kalacaktır.
Vesselam...
