Ali Kutlu’nun kaleminden
Bir şehrin ruhu, yapılan işlerle değil; o işlerin ne kadar özenle, ne kadar yerinde yapıldığıyla şekillenir. 2025 yılı Haziran ayının ikinci günü… Edirne’nin kalbinde, Balık Pazarı, Saraçlar ve diğer bazı sokaklarda başlatılan düzenleme çalışmaları… Niyet, şehri güzelleştirmekti. Ancak bugün ortaya çıkan görüntü, bu niyetin sonucunu yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor.
Yağmur olukları ve iniş borularının oluşturduğu tablo, estetikten ziyade uyumsuzluk ve dikkatsizlik hissi uyandırıyor. Öyle ki, bazı detaylar insanın zihninde şu soruyu yaratıyor:
“Bu tasarım, yağmur suyunu taşımaktan çok, kendi içinde bir yol arıyor gibi…”
Edirne sıradan bir şehir değildir. Her sokağı geçmişten iz taşır, her dokunuşu bir mirasa eklenir. Tam da bu yüzden, yapılan her işin yalnızca tamamlanmış olması değil, şehrin kimliği ve öncelikleriyle ne kadar örtüştüğü önemlidir.
Mesele yalnızca görüntüyle sınırlı değildir. Balık Pazarı, Saraçlar ve çevresindeki tarihi ticari bölgeler, Edirne’nin en kıymetli ekonomik merkezlerindendir. Bugün bu bölgede yer alan iş yerleri, milyonlarla ifade edilen değerlere sahiptir. Hâl böyleyken, yapılan çalışmanın önceliği, yöntemi ve kamu kaynağı kullanımı üzerine düşünmek gerekir.
Aynı hizmet, farklı bir modelle de gerçekleştirilemez miydi? Örneğin, düzenlemeler dükkân sahiplerine uzun vadeli ödeme planlarıyla sunularak, kamu kaynağı daha dengeli kullanılabilir miydi? Bu sadece bir ekonomik tercih değil, bir adalet ve vicdan meselesidir.
Üstelik çok yakın bir zamanda, Ramazan ayında şehrin farklı noktalarında kurulan iftar sofralarında bambaşka bir tabloya şahit olduk. Orada doğrudan insana dokunan bir hizmet vardı; önceliğin ne olması gerektiğini hatırlatan bir gerçeklik vardı. Bu iki tablo yan yana geldiğinde, yapılan tercihleri sorgulamamak mümkün mü?
Ve bu sorgulama bizi doğal olarak tek bir noktaya götürüyor: “Bu süreç yeterince denetlendi mi?”
Ortaya çıkan görüntü, projelendirme aşamasında mı fark edilmedi, yoksa uygulama sırasında mı gözden kaçtı? Yapılan işin kabulü hangi ölçütlere göre gerçekleştirildi? Hak edişler neye göre belirlendi? Çünkü bir işin değeri, sadece yapılmış olmasında değil, nasıl kontrol edildiğinde gizlidir. Denetimin zayıf olduğu yerde, en iyi niyetli çalışmalar bile tartışmaya açık hale gelir.
Burada mesele kişileri hedef almak değildir. Mesele, daha dikkatli ve özenli bir yaklaşımın gerekliliğini hatırlatmaktır. Zira Edirne gibi bir şehirde her detay, sadece bugünü değil, geleceği de etkiler.
Ve unutulmamalıdır ki, “Yaptıkları işin doğruluğuna inanan insanlar, çalışmalarının denetlenmesinden, karşı fikirler ortaya atılmasından ve tercihleri üzerinde münakaşa yapmaktan zevk alırlar.” – Mustafa Kemal Atatürk
Bu noktada, sürecin meşruiyetini güçlendirmek ve güvence altına almak açısından, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Sayıştay açılış konuşmasındaki ifadeler hatırlatılmalıdır:
Bu alıntılar, yazımdaki denetim, şeffaflık ve kaynak kullanımının sorgulanmasının haklı ve meşru olduğunu desteklemektedir.
Sonuç olarak, yapılan düzenlemelerdeki yanlışlıklar ve öncelik sorunları göz ardı edilemez. Edirne’de aç insanların varlığı, tarihi dokunun korunması ve kamu kaynağının doğru kullanımı dikkate alındığında, yapılan işin denetlenmesi ve yöntemlerinin sorgulanması hem haklı hem de zorunludur.
Vesselam...