NE İYİ İNSANLAR!

Ali Kutlu

31-08-2026 21:22

Ne iyi insanlar var şu şehirde…

Herkesin derdini bilirler, herkesin hatırını sorarlar.

Bir sıkıntın olduğunda o bildik tebessümle hemen sorarlar:

“Senin için ne yapabilirim?”

Ne güzel…

Fakat insan yaş aldıkça, sözün kendisinden çok sözün arkasında ne olduğuna bakmayı öğreniyor.

Gülümsemeden çok, o gülümsemenin ardındaki yüzü görmeye başlıyor.

Çünkü bazı “Senin için ne yapabilirim?” soruları gerçekten yardım etmek için sorulmuyor.

Bazen yalnızca iyi insan görünmenin en zarif biçimi oluyor.

Ne iyi insanlar ama…

Bir de şu şehrin enteresan bir tarafı var.

Kimi insanlar birbirinin yüzüne bakmaz sanırsınız.

Birbirlerinden hoşlanmazlar.

Birbirlerinin adını duyunca yüzleri değişir.

Hatta birbirlerinin arkasından küfür bile ederler.

İnsan da gerçekten birbirlerinden nefret ettiklerini sanır.

Oysa bazı düşmanlıkların ömrü kapı kapanana kadardır.

Kapı kapanınca küfürler susar, hesaplar konuşmaya başlar.

Demek ki bazı düşmanlıklar da ihtiyaç kadar sürüyor.

Ben artık insanların kiminle yan yana durduğundan çok, kimlerin önünü açtığına ve kimlerin önüne duvar örüldüğüne bakıyorum.

Birini parlatmak kolay.

Bir kürsü, bir fotoğraf, birkaç güzel söz…

Birini görünmez yapmak ise daha kolaydır.

Telefon etmezsin.

Kapıyı açmazsın.

İşini görmezsin.

Sonra da:

“Kısmet olmadı.”

dersin.

Ne güzel tesadüf!

Ama iş insanın ekmeğine kadar uzanıyorsa, mesele artık başka bir şeydir.

Önce işini zorlaştırırsınız. Sonra çevresini daraltırsınız. Ardından müşterisi azalır, kapısı daha seyrek açılır.

Sonra bir gün dükkânın kepengi iner.

Ve siz uzaktan bakıp “Kendi kendine battı” dersiniz.

Ne güzel tesadüf!

Bu şehirde işini kaybeden, dükkânını kapatan, borcun altında ezilen, hatta iflasa sürüklendiğini söyleyen insanların hikâyeleri var.

İnsan ister istemez soruyor:

Bükemediğiniz insanın önce yolunu, sonra ekmeğini kesmek nasıl bir güç gösterisidir?

Bir insanı kendi tarafınıza çekemiyorsanız, onu yalnız bırakmak mı gerekiyor?

Çünkü insanın ekmeği üzerinden güç göstermek, siyasetin değil vicdanın meselesidir.

Bir şehirde kim seçilecek, kim yükselecek, kimin önü açılacak?

Bunlara birkaç kişinin görünmeyen kararları yön veriyorsa, orada liyakat yara alır.

Çünkü liyakat, senden hoşlananların seni seçmesi değildir.

Senden hoşlanmasalar bile hakkını teslim etmek zorunda kalmalarıdır.

Ve hiç kimse kendisini bu şehrin sahibi sanmasın.

Edirne kimsenin arka bahçesi değildir.

Ne makamın…

Ne paranın…

Ne siyasetin…

Bugün güçlü olanın yarın da güçlü kalacağının garantisi yoktur.

Bugün başkasının önüne koyduğunuz taş, yarın kendi yolunuza çıkabilir.

Çünkü devranın tapusu kimsede yoktur.

Döner.

Ben kimseyle kavga etmiyorum.

Kimsenin koltuğunda gözüm yok.

Sadece şunu söylüyorum:

İnsanları hafife almayın.

Herkes sizin gülümsemenizi samimiyet sanacak kadar saf değil.

Herkes susuyorsa korktuğu için susmuyor.

Bazıları sadece doğru zamanı bekliyor.

Çünkü bazı şeyler bugün konuşulmaz.

Bir gün mutlaka konuşulur.

O gün geldiğinde kimin kimi desteklediği, kimin önünü açtığı, kimin önünü kapattığı daha açık görülecektir.

Kimse sesini yükseltmek zorunda kalmayacak.

Çünkü bazı cevapları insan vermez.

Zaman verir.

Ne iyi insanlarsınız siz!

Herkesin iyiliğini düşünüyorsunuz.

Herkes için bir kapınız var.

Yeter ki o “herkes”, sizin seçtiğiniz kişi olsun.

Ne büyük merhamet!

Ne büyük iyilik!

Ama unutmayın:

Koltuk geçer. Güç geçer. Kalabalık dağılır.

Geriye insanın yaptığı kalır.

Ve bazen insan, yıllar sonra dönüp kendi bıraktığı izlere bakmak zorunda kalır.

Bir gün mutlaka…

Vesselam.

DİĞER YAZILARI ZAFERDEN KALAN... 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BEDELİ 01-01-1970 03:00 İKBAL Mİ? 01-01-1970 03:00 İSİMLER GEÇER, KURUM KALIR 01-01-1970 03:00 SANDIKTAN ÖNCE VİCDAN 01-01-1970 03:00 MİZAN 01-01-1970 03:00 Hakikat 01-01-1970 03:00 MAŞALLAH 01-01-1970 03:00 VİCDAN YORGUNLUĞU 01-01-1970 03:00 UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00