"Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik"

Ali Kutlu

31-07-2025 21:51

"Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik"
Zamanın nabzı hızla atıyor. Her şey değişiyor, dönüşüyor, kayboluyor… Ama insan aynı soruların içinde sıkışıp kalıyor: Nereye gidiyoruz? Ne oluyor bize?
Teknoloji hiç olmadığı kadar gelişti, ama biz birbirimize yabancılaştık. Herkesin sesi var ama kimse kimseyi duymuyor. Herkes bir şey biliyor ama kimse kimseyi anlamıyor. Kalabalıklar içinde yapayalnızız. Görüyoruz ama dokunmuyoruz. Yan yana duruyoruz ama ruhlarımız birbirine çarpmıyor bile.
Günümüzün en büyük krizlerinden biri anlam krizi. Yaşamak için yaşıyor gibiyiz. Sabah uyanıyor, görevlerimizi tamamlıyor, akşam yatağa dönüyoruz. Ama içimizde hep aynı boşluk: "Neden?" sorusu. Neyi unuttuk? Ne ara insan olmanın özünü yitirdik?
Artık haber bültenleri, duygularımızdan daha hızlı akıyor. Bir gün bir doğal afet, ertesi gün bir toplumsal çöküş... Ekran başında bir bardak çayla izlediğimiz her acı, sanki başkasının hikâyesiymiş gibi geçip gidiyor. Oysa her biri bizim geleceğimizden bir şeyler götürüyor. Her biri, aslında biziz.
Bir zamanlar mahalle aralarında selamlaştığımız insanlar vardı. Şimdi asansörde göz göze gelmemek için ekranlara gömülüyoruz. Komşuluk yerini güvensizliğe, paylaşmak yerini rekabete bıraktı. Duygular yerini algoritmalara teslim etti. Anlam, etkileşim sayısına indirgendi. Ve en acısı: İnsan hayatı, kıyaslarla, etiketlerle, çıkarlarla ölçülmeye başlandı. Oysa insan hayatı, hiçbir hesabın ötesindedir.
Görmüyoruz… Görmek istemiyoruz belki de. Çünkü görmek, sorumluluk yükler insana. Vicdan, harekete geçmeyi gerektirir. O yüzden duyarsızlık daha kolay geliyor. Ama unutmayalım: Duyarsızlık da bir tercihtir. Sessiz kalmak da bir duruştur. Ve bazen en büyük yıkım, hiçbir şey yapmamaktır.
Bu çağda insan kalabilmek, en büyük cesarettir. Merhameti korumak, el uzatmak, dinlemek, anlayış göstermek… Bunlar lüks değil, insan olmanın gereğidir.
Belki artık yenilenmemiz gerekiyor. Ama betonla, teknolojiyle değil… Vicdanla, akılla, şefkatle. Çünkü şehirler büyüdü, yollar uzadı ama kalplerimiz daraldı. Ve bir milletin gerçek gücü, ekonomisinde değil; insanının birbirine ne kadar sahip çıktığında yatar.
Artık susmamalıyız. Kaygılarımızı, öfkelerimizi, sevgimizi, umudumuzu yüksek sesle konuşmalıyız. Çünkü değişim sessizlikte değil, ses olmakta başlar. Ve o ses ne kadar içtense, yankısı o kadar güçlü olur.
Zor zamanlardan geçiyoruz, evet. Ama unutma: En derin karanlıklar, en parlak yıldızların doğduğu yerdir. Eğer yeniden başlamak istiyorsak, önce hatırlamayı öğrenmeliyiz. Kim olduğumuzu, neye inandığımızı, neyi savunmamız gerektiğini...
Bu ülkenin hâlâ vicdanı var. Hâlâ umut var. Ama umut kendiliğinden yeşermez. Umut, hatırlayanların, unutmayanların, vazgeçmeyenlerin ellerinde büyür.

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00