VERİMLİ GEÇTİ

Ali Kutlu

25-12-2025 21:56

 

Ben Ali Kutlu olarak soruyorum:
Bu ülkede hem seçilmiş olanların hem de atanmış olanların, zaten yapmakla yükümlü oldukları işleri neden bu kadar büyük bir gösteriye dönüştürme ihtiyacı var?

Bir kapıdan giriliyor, bir el sıkılıyor, birkaç cümle kuruluyor; ardından o an, sanki memleketin kaderi değişmiş gibi servis ediliyor. Fotoğraflar çekiliyor, özenle seçilmiş ifadeler paylaşılıyor. Altına da tanıdık bir cümle ekleniyor: “Verimli geçti.”
Oysa çoğu zaman ortada ne verim var, ne de geride kalan bir sonuç.

Seçilmiş olan bunu yapıyor; çünkü görünür olmak, oyla gelenin eski alışkanlığı.
Atanmış olan da yapıyor; çünkü görünürlük, artık koltukta kalmanın yeni dili.
İkisi de aynı karede buluşuyor: Aynı masa, aynı bayrak, aynı ciddi bakış… Değişen tek şey fotoğrafın çözünürlüğü.
Ama cevaplanmayan sorular aynı kalıyor:
Ne konuşuldu?
Ne çözüldü?
Ne değişti?

Kamu adına yapılan her görüşme, sonunda kamuya açıklanabilir bir çıktıya sahip değilse; o görüşme yapılmış sayılmamalıdır.

Halk o fotoğraflara bakınca artık alkışlamıyor; nabız tutuyor: Kaçıncı “verimli geçti”, kaçıncı toplantı ve hâlâ kaçıncı yerimizde sayış…
Şehir yönetilmiyor; vitrine diziliyor.
“Görüşmeler yapıldı” deniyor; peki bu görüşmeler pazarda etikete, gençte işe, esnafta nefese dönüşmüyorsa neye yarıyor?
Serhat şehri Edirne, bunca temas ve ziyaretin ardından hâlâ derinlik kazanmıyorsa mesele sessizlik değil; laf kalabalığıdır.
Övünmeyin; kareler katma değer üretmez. Alkış ilerleme değildir.
Şehir büyümüyor; sadece aynı cümleler farklı açılardan dolaşıma sokuluyor.

Ve bütün bu tabloya bakınca insanın aklından şu geçiyor:
Edirne, onca pozun arasında hâlâ köy olmaktan öteye geçememişse, sorun fotoğraf eksikliği değil; yön eksikliğidir.

Artık bu dil yalnızca makamların değil, iş dünyasının da ortak alışkanlığı.
Her buluşmadan sonra benzer bir cümle kuruluyor: Konular ele alındı.
Sormak gerekiyor: Ele alınan ne, elde kalan ne?
Fikir mi paylaşıldı, sorumluluk mu üstlenildi; yoksa toplantı, fotoğraf öncesi tamamlanan bir ritüelden mi ibaretti?

Toplantı yapıldı demek yetmez; ne zaman, ne kadar, kiminle ve hangi tarihte sonuçlanacağı da açıkça söylenmelidir.

Çünkü konuşulanlar yatırıma, istihdama ve şehrin geleceğine dönüşmüyorsa bunun adı akıl üretmek değildir.
Bu, vitrinde duran ama kullanılmayan süslü bir sözdür.

Bir noktadan sonra alay, yerini yorgun bir ricaya bırakıyor.
Çünkü memleketin derdi poz vermekten büyük; sorunları paylaşım yapmaktan ağır.
Devlet işi vitrin düzenlemek değildir.
Kamu görevi hatıra albümü oluşturmak hiç değildir.

Bu yazı ne bir kuruma, ne bir kişiye, ne de bir makama yöneliktir.
Bu satırlar; seçilmiş olmanın oyla, atanmış olmanın yetkiyle, iş insanı olmanın da sermayeyle gelen sorumluluğunu hatırlatmak içindir.
Çünkü şehirler sadece yöneticilerle değil; karar alanlarla, risk alanlarla ve sonuç üretenlerle büyür.
Yetki fotoğrafla, sermaye toplantıyla, makam cümleyle anlam kazanmaz.
Anlam, ancak taşın altına el konduğunda ortaya çıkar.

O yüzden çağrım nettir:
Görevlerin içeriği açıkça anlatılmalı; anlatılamıyorsa o görevin yapıldığı da iddia edilmemelidir.
Her temasın sonunda somut kazanımlar ortaya konmalı.
Kamu görevlileri sosyal medya vitrinleriyle değil, rapor ve icraatlarla konuşmalı.
Ve en önemlisi, halk fotoğraflara değil; sonuçlara bakmalıdır.

Ben Ali Kutlu olarak son kez söylüyorum:
Gösteri kısa vadeli bir algı üretir.
Görev ise uzun vadeli çözüm.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni kareler değil; yeni sonuçlardır.
Görevlerinizi gösteriye dönüştürmeyin.
Gösterilerinizi göreve dönüştürün.

Sonuç üretmeyen her poz, şehrin vaktinden çalınmış bir hatıra değil; kayıptır.

Fotoğraf çeken kazanır, iş yapan kaybeder sanılıyorsa; o şehirde sorun yönetimde değil, niyettedir.

Vesselam...

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00