“Taşa Sinmiş Merhamet”

Ali Kutlu

17-09-2025 23:06

“Taşa Sinmiş Merhamet”

Hastalık… İnsanın en derin sınavıdır. Bedeni yoran, kalbi titreten, gözleri umuda muhtaç eden o anlarda, aslında bir şehrin, bir toplumun, hatta bir medeniyetin gerçek yüzü ortaya çıkar. Çünkü hastalığın karşısına çıkan tek şey ilaç değildir; şefkat, merhamet ve insan için seferber olmuş bir iradedir.

Edirne’nin tarihî taşları arasında, Selimiye’nin gölgesinde yükselen yeni bir eser var: Balkan Onkoloji Hastanesi’nin ek binası. Bir bina gibi görünse de, aslında bir medeniyetin “insana dokunma” iradesinin ete kemiğe bürünmüş hâli. Ve bu hizmetin arkasında bir isim var: Trakya Üniversitesi Rektörü, Sayın Prof. Dr. Mustafa Hatipler.

Hatipler Hoca, makamı bir koltuk değil; omuzlarında taşıdığı ağır bir emanet olarak gören bir idarecidir. Onun nazarında üniversite yalnızca dersliklerden ibaret değildir; insanın hayatına değdiği, toplumun yarasına merhem olduğu ölçüde anlam kazanır. İşte bu yüzden Onkoloji ek binası, Hatipler’in gönlünde yeşeren insana hizmet idealinin taşlara, duvarlara ve koridorlara dönüşmüş şeklidir.

Düşünün; bugün o binada bir hasta, gecenin sessizliğinde yatağa başını koyacak. Yan odada bir çocuk, annesinin elini sıkı sıkıya tutarak “Anne, iyileşeceğim değil mi?” diyecek. Ve o an, işte o duvarların arasında Hatipler’in vizyonu yankılanacak: “İnsana hizmet, en büyük şereftir.” Çünkü orada atılan her adım, yalnızca bir tedavi değil, aynı zamanda umut aşısıdır.

Sayın Hatipler, bu şehre yeni bir pencere açıyorsunuz. O pencerenin ardında yalnızca tıp değil, aynı zamanda insanlık dersi var. Hayırseverlerin katkısıyla birleşen iradeniz, Edirne’nin ufkunu aydınlatıyor. Bugün ek binanın kapıları açıldığında, aslında bir medeniyetin vicdanı aralanmış olacak.

Edirne, tarihi boyunca nice abide eserler gördü. Selimiye göğe yükselirken mimarı Koca Sinan “ustalık eserim” demişti. Belki bu ek bina bir cami değil, ama bir başka manevî eserdir. Çünkü içinde dua var, içinde umut var, içinde yaşama tutunan nice hayat var. Yarın yıllar geçtiğinde, insanlar bu eseri anarken şunu diyecekler: “Burada Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in imzası var.”

Ve biz biliyoruz ki bazı isimler makamdan güç almaz, tam tersine makama ruh verir. Sayın Hatipler, sizin bu hizmetiniz, Edirne’nin hafızasında kalıcı bir iz bırakacak. Bir binadan çok daha fazlası: Bu şehrin insanına, hatta bu ülkenin evlatlarına uzatılmış bir merhamet eli.

En büyük eser, insana dokunabilmektir. Siz, bu eseri çoktan inşa ettiniz.

Hayatta herkes bir iz bırakır. Kimi izler rüzgârla silinir, kimi izler zamana meydan okur. Bir makamda oturanların çoğu isimlerini tabelalara yazdırmakla yetinir; oysa gerçek ölümsüzlük, insanların gönlüne dokunabilmektir.

Hatipler Hoca’nın adı bugün sadece bir unvanla anılmıyor; hastaların duasında, ailelerin minnetinde, bir çocuğun yeniden gülümseyen yüzünde yaşıyor. İnşa edilen ek bina, tamamlanmayı bekleyen bir umut köprüsüdür; betonları henüz sıcacık duygularla yoğruluyor, duvarları ve koridorları, gelecekte hastalara ve ailelerine şifa taşıyacak bir şefkatle örülüyor.

Kıssadan hisse şudur ki: İnsana hizmet eden, inşaatın tamamlanmasını beklemez; başladığı anda, attığı her adımda, yaptığı her girişimde insanlığa dokunur. Henüz kapıları açılmamış olsa bile, bu bina şimdiden kalplerde yükseliyor. Taşa, toprağa, binaya değil; kalplere sinen bir merhamet ve vizyon birikiyor. Ve kalplere sinmiş bir isim, asla unutulmaz.

Vesselam.

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00