Sonrası...

Ali Kutlu

25-01-2026 18:19

Ulus Pazarı kapandı.
Bugün orada tezgâh yok, ses yok, kalabalık yok.
Ama Edirne’de o pazarla birlikte yıllardır süregelen bir alışkanlık, geçim düzeni ve şehir hafızası da askıya alınmış durumda.

Ulus Pazarı hiçbir zaman sadece alışveriş yapılan bir alan olmadı.
Kimi için haftalık kazancın tek dayanağıydı,
kimi için uygun fiyatın adresiydi,
kimi için de Edirne’nin hâlâ kendine ait kalabildiği nadir yerlerden biriydi.

Bu yüzden mesele, bir pazarın kapanıp kapanmaması meselesi değildir.
Asıl mesele, kapandıktan sonra ne yapılacağıdır.

Yanılmıyorsam yaklaşık 22 dönümlük bir alandan söz ediyoruz.
Neredeyse yirmi yıla yaklaşan bir kullanım geçmişi var.
Ve bu alanla ilgili şehirde uzun süredir konuşulan, fakat bugüne kadar net biçimde açıklanmayan bir konu bulunuyor:
Geçmiş yıllarda buranın aylık yaklaşık 70 bin TL gibi çok düşük bir bedelle kiraya verildiği iddiası.

Bu bilgi doğruysa, insan ister istemez soruyor:
Bu bedel neye göre belirlendi?
Edirne bu süreçte ne kazandı, ne kaybetti?
Eğer doğru değilse, o zaman da bu şehir doğru rakamları bilmeyi hak ediyor.
Çünkü konu rakamdan çok, şeffaflık meselesidir.

Şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Ulus Pazarı meselesi bir yasaklama meselesi değildir.
Bu, Edirne’ye ait bir kamusal alanın nasıl ve kimin yararına yönetildiği meselesidir.

Pazarın kapanması esnaf açısından da iki farklı tablo yarattı.
Sabit dükkân esnafı için bir rahatlama oldu, bunu inkâr edemeyiz.
Ama bu pazardan doğrudan ekmek kazanan küçük esnaf için kapanma,
hayatın tam ortasında bir boşluk anlamına geldi.

Bu çelişki bize şunu gösteriyor:
Ulus Pazarı ne tamamen savunulacak bir alan,
ne de kolayca vazgeçilecek bir yük.

Bir alanı kapatmak idari bir karardır.
Ama asıl sorumluluk, kapattıktan sonra ortaya konacak yol haritasıdır.
Bu şehirde hiçbir geçim kaynağı,
bir geçiş süreci tanımlanmadan ortadan kaldırılamaz.

Edirne esnafı ne düzensizlik istiyor
ne de sahipsizlik.
Beklenti gayet açık:
Kuralları belli, kira bedelleri şeffaf, kamu zararına yol açmayan ama küçük esnafı da koruyan bir düzen.

Bu noktada sözü dolandırmaya gerek yok.
Soru, doğal olarak Edirne Belediye Başkanı’na yöneliyor.

Ulus Pazarı kapandı.
Peki bundan sonra ne olacak?
Bu alan tamamen rafa mı kaldırıldı,
yoksa belediye bünyesinde, Edirne’nin gerçeklerine uygun yeni bir pazar modeli mi düşünülüyor?

Çünkü bu şehirde alınan her karar,
sadece bugünü değil, yarının Edirne’sini de belirler.

Ve artık tek bir net sorunun cevabı bekleniyor:

Bu konuda belediye olarak nasıl bir tasarruf düşünüyorsunuz?

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00