Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi

Ali Kutlu

02-09-2025 09:45

Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi

Kendi işinde dikiş tutturamamış bir adam düşünün… Eline çekiç alıp çivi çaksa yamuk, hesap yapsa defter tutmaz. Ama gel gör ki, önüne birden fazla makam serilmiş; her biri öyle kritik ki, bir tanesini almak bile çoğu için rüya. Oysa o, biliyor ki; başarı kendi teriyle kazanılmazsa, lütufla beslenmek her zaman daha konforlu.

Masaya oturduğu anda kendini sarayın tahtında zannediyor. Satın alma masaları, evrak yığınları, karar defterleri… Hepsi onun gözünde birer sahne, kendisi başrol. Ama arada bir fısıldıyor rüyası:
Ben ki kendi işimde çivi bile tutturamadım, şimdi mi büyük kararlar vereceğim?
Fısıltı kısa sürüyor; çünkü lütufla beslenen adam sorulara pek yer bırakmaz.

Oyun başlıyor işte: her makam, her koltuk, her yetki bir ödül gibi önünde diziliyor. Ama asıl marifeti, yalakalıkta ortaya çıkıyor. Gülümsüyor, eğiliyor, başını sallıyor; karşısındaki her “efendim”i altın değerinde görüyor. Her söz bir övgü, her bakış bir minnet… Ve o, bunları topluyor, bir çırpıda kendi gövdesine tatlı bir örtü gibi seriyor.
Örtü kalın, altı boş.

Rüya devam ediyor: daha büyük makamlar, daha geniş yetkiler, daha kalın bordrolar… Temenniler bitmez, hayaller tükenmez. Lütufla gelen makamların kokusu başını döndürüyor; gözünü para bürümüş. Ama hepsi kitabına uygun, şekline şemaline dikkat ederek. Kanun defterinde suç yok, vicdan defterinde ise isyan var.

Alay konusu olan şey, bu yüksek makamları bir başarı sembolü gibi taşıması. İnsan bakıyor, hayret ediyor: kendi işinde tutunamamış biri, şimdi şehirdeki en kritik masalarda oturuyor. Ama dik duruyor derken, omurgasını eğip bükerek ayakta kalıyor. Çünkü bilir ki, lütufla gelen makam, kendi ayaklarıyla kazanılan bir yetki değildir. Ayakta kalmasını sağlayan, gölgeye saklanmış övgüler ve fısıltılar…

O masada otururken, sanki bütün şehri yönetiyormuş gibi. Oysa sandalyede oturanın geçmişi: küçük başarısızlıklar, kaçırılmış fırsatlar ve boş kalan defterler… Bir alay gibi bakıyor insana, ama kahkaha atmıyor; çünkü gülücükler dağıtıyor, arkası yılan dolu.

Ve işte hikâyenin acı tatlı sonu: lütufla gelen makamlar geçici, rüya kısa. O çok sevdiği koltuklar bir gün tabureye dönüşecek. Ve o, geçmişin ağırlığı altında başını kaldıracak. Yalakalığın, iğneli gülüşlerin ve kitabına uygun işlerin hiçbir gücü o an yanına kalmayacak.

Kısacası, lütufla beslenen adam… Senin hikâyen, kendi başarısızlığının üzerine serilmiş bir örtüden ibaret. Ne kadar parlak gösterirsen göster, altındaki yamaları herkes görüyor.
Ve inanın, bunu görenler gülümseyerek not alıyor: akıl dolu alayla, ince ince, senin rüyanın boşluğunu…

Vesselam.

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00