Hakikat

Ali Kutlu

14-06-2026 00:36

 

Hakikatin en büyük düşmanı cehalet değildir.

Çünkü cehalet öğrenebilir.

Hakikatin en büyük düşmanı kibirdir.

Çünkü kibir öğrenmeye ihtiyaç duymaz.

Kendini zaten her şeyin üstünde görür.

Zamanın en ağır yaralarından biri de budur: İnsanların gerçeği bilmemesi değil, gerçeği duymak istememesidir.

Öyle bir zamandayız ki bazıları makamlarını bir aynaya çevirmiştir. Sabah kendi sözlerine bakar, akşam kendi seslerini dinlerler. Bir süre sonra etraflarında dönen dünyanın kendilerinden ibaret olduğuna inanırlar.

Oysa makam, insanın boyunu uzatmaz.

Sadece gölgesini büyütür.

Ne var ki gölgesini büyütenlerin kendini büyük sanması, insanlık tarihinin en eski yanılgılarından biridir.

İşte tam burada hakikat ile kibir karşı karşıya gelir.

Hakikat insana sınırını hatırlatır.

Kibir ise o sınırı unutturur.

Hakikat “sen de fanisin” der.

Kibir “sen farklısın” diye fısıldar.

Hakikat insanı toprağa çağırır.

Kibir, toprağı insanın altından çeker.

Bugün etrafımıza baktığımızda makamı karakterinden büyük hale gelmiş insanlarla karşılaşıyoruz.

Yetkiyle dili değişenler…

Güçle üslubu sertleşenler…

Eleştiriyi hakaret, sessizliği onay sananlar…

Ve en tehlikelisi; kendi yankısını hakikat zannedenler…

Oysa tarih, kendini vazgeçilmez sananların hikâyesi değil; unutuluşlarının sessiz kaydıdır.

Bir zamanlar dokunulmaz zannedilen nice isim, bugün yalnızca eski bir satırın gölgesidir.

Çünkü zaman, herkesin gerçek ölçüsünü saklamayan en adil terazidir.

İnsanı bir süre yanıltabilirsiniz.

Hakikatin üstünü bir süre örtebilirsiniz.

Kendi etrafınızda sahte bir düzen de kurabilirsiniz.

Fakat hakikati ortadan kaldıramazsınız.

Çünkü hakikat, insanların onayına ihtiyaç duymaz.

Gücünü kalabalıklardan değil, zamandan alır.

Ve zamanın önünde ne makam durabilir, ne servet, ne şöhret, ne de kibir.

Belki de insanın artık durup kendine bakmasının vaktidir. Çünkü hakikatten uzaklaşan her adım, insanı yalnızca doğru yoldan değil, kendi özünden de uzaklaştırır.

Makamların, unvanların ve geçici güçlerin gölgesine sığınanlar bilmelidir ki; insan, en çok kendi vicdanından kaçarken yorulur.

Zamanın karşısında ne gösteriş kalır ne büyüklük vehmi.

Geriye yalnızca insanın özü, sözü ve bıraktığı iz kalır.

Ve belki de bütün bu karmaşanın ortasında hatırlanması gereken en eski hakikat şudur:

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”

Çünkü gün gelir makamlar boşalır.

Unvanlar silinir.

Kalabalıklar dağılır.

Fakat insanın hakikat karşısındaki duruşu kalır.

Asıl mesele de budur:

Hakikatin yanında mı durdun…

Yoksa onu işine gelmediği için görmezden mi geldin?

Hakikat, makamın değil insanın seviyesini ölçer.

Vesselam.

DİĞER YAZILARI MİZAN 01-01-1970 03:00 MAŞALLAH 01-01-1970 03:00 VİCDAN YORGUNLUĞU 01-01-1970 03:00 UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00