Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar

Ali Kutlu

20-08-2025 21:02

Bir zamanlar şehre hayat veren, türkülerimize giren, şiirlere ilham olan Tunca ve Meriç…

Bugün aynı nehirlerin kenarına gidin; göreceğiniz şey sadece ağır ağır ilerleyen, yer yer neredeyse duran bir su kütlesi. O gürül gürül akan, Edirne’nin ruhunu taşıyan nehirler adeta nefesini tutmuş bekliyor.

Peki, soruyorum: Bu sessizlik sadece doğanın kaderi mi, yoksa insanın umursamazlığı mı?

Su durma noktasına geldiğinde, içindeki hayat da durur. Balıklar ölür, bitki örtüsü çürür, oksijen azalır, koku artar. Ve bizler, bu şehri paylaşan insanlar, her gün biraz daha duyarsızlaşırız. Bugün nehirde duran su, aslında bizim vicdanımızın da aynasıdır.

Kime bakmalı bu konuda?

Suyun debisinden DSİ sorumlu.

Çöplerden, çevresinden belediye sorumlu.

Kirlilikten, denetimden Çevre İl Müdürlüğü sorumlu.
Ama asıl mesele şu: Bu kurumlar neden aynı masada buluşup da “Edirne’nin nehirlerini yaşatmak” için el ele vermezler?

Her biri topu diğerine atarsa, Tunca da Meriç de ölüme terk edilir. Oysa bu nehirler sadece birer su kaynağı değildir; şehrin tarihi, kültürü, turizmi, hatta çocuklarımızın geleceğidir.

Kimse kusura bakmasın; görev sahibi olup da “benim işim değil” demek, en büyük kolaycılıktır. Bir kurum diğerini beklerse, nehirler bizi beklemez. Onlar akar ya da susar; ama bizim gevşekliğimizin bedelini doğa öder.

Makam odalarında hazırlanan raporların süslü cümleleri, nehrin kokusunu örtemez. Kağıt üzerinde temiz görünen her şey, suyun içinde daha kirli hale gelir. Edirne’ye gelen misafir bir kez Meriç kenarına oturduğunda, gördüğü manzara belediye binasının önünden daha çok şey anlatır. İşte o an gerçek hizmet ölçülür.

Nehirlerimizin temizliği için büyük yatırımlara gerek yok. Birkaç samimi adım, düzenli bakım, ortak sorumluluk, halkın bilinçlenmesi… Hepsi mümkün. Ama önce bir karar vermek gerekiyor: Biz bu nehirleri seyirlik manzaradan ibaret mi göreceğiz, yoksa hayatın kendisi olarak mı?

Benim çağrım nettir:
Bugün DSİ’sinden belediyesine, çevre müdürlüğünden valiliğine kadar her kurum bu meseleye sahip çıkmalı. Kurumların gücü protokol masalarında değil, nehir kenarında belli olur. Bugün harekete geçmeyenler, yarın kuruyan nehir yatağında açıklama yapmak zorunda kalacak. O zaman kimse alkışlamaz.

Çünkü Tunca’nın ve Meriç’in bize ihtiyacı yok; asıl bizim onlara ihtiyacımız var.
Onlar kurursa, bu şehir de kurur.
Ve unutmayalım: Bir şehir, suyunu kaybettiğinde sadece akışını değil, umutlarını da kaybeder.

Vesselam...

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00