Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı

Ali Kutlu

28-10-2025 20:24

İyilik…
Bir zamanlar insan olmanın en doğal ve saf hâliydi.
Şimdi ise kalpten gelen bir iradeye ihtiyaç duyar hâle geldi.
Çünkü gerçek iyilik, sadece davranışla değil, ruh hâli ve niyetle ölçülür.
Aslında istenen veya beklenilen şey, yapılan iyiliğe karşı kulluk değil; sadece bilmek ve samimi olmaktır.
Kalpte karşılık bulmayan iyilik, sözde yapılan bir nezaketten öteye gidemez.

Bir vakitler dost bildiklerimize, kardeş dediklerimize elimizi uzattık.
Yeri geldi soframızı, derdimizi, duamızı paylaştık.
Ama gün geldi; o dostlar bir koltuk buldu, bir makamın gölgesine sığındı;
ve o andan sonra isimlerimiz hafızalarının en tozlu rafına kaldırıldı.
Selamımız ağır geldi, hatırlanmak külfet oldu.
Oysa biz menfaat için değil, insan olduğumuz için iyilik yapmıştık.

Bugün dönüp etrafına bakan herkes aynı manzarayı görüyor:
İyiliğin karşılığı nankörlük, vefanın karşılığı unutuş.
Kalpler taşlaştı, gözler dondu, sözler yalanla karıştı.
Bir tebessüm bile çıkarla ölçülür oldu.
Kimin eli kimin cebinde, kimin kalbi kime karşı bile bilinmiyor artık.
İyilik yapan saf sayılıyor, vefalı olan aptal yerine konuyor.
Ama bilmezler ki, en büyük aptallık vefasızlıkla övünmektir.
Çünkü unutan insan, aslında kendi insanlığını kaybeder.

Bu çivisi çıkmış düzenin adı: menfaat çağının ta kendisidir.
İnsanların vicdanı sustu; hesapları konuşur oldu.
İyilik bir stratejiye, vefa bir yatırım aracına dönüştü.
Kimse içten değil, işten konuşuyor artık.
Bir dostu, bir kardeşi, bir emek sahibini hatırlamak külfet sayılıyor.
Oysa unutmamak, insanın kendi vicdanına gösterdiği sadakattir.
Vefa, Allah’ın insana bıraktığı bir emanettir.
O emaneti unutan, bereketini de kaybeder.

İnsanlar birbirine yakın, ama kalpler birbirinden fersah fersah uzak.
Sokaklar kalabalık, ama ruhlar bomboş.
Bir ceset gibi yürüyoruz şehirlerde; diri görünüp ölü kalmışız içimizde.
Çünkü ruhumuzu yitirdik.
İyiliğin anlamını, vefanın gücünü, hatırlamanın bereketini unuttuk.
Bir toplumun çöküşü ekonomiden değil, vefasızlıktan başlar.
Zira vefasızlık bir milleti içten çürütür; adaleti bozar, sevgiyi tüketir, insanlığı kurutur.

Kıssadan Hisse

Rivayet ederler ki:
Bir derviş, yıllarca bir köyde insanlara iyilik eder dururmuş.
Yoksula ekmek, hastaya şifa, garibe dua...
Bir gün biri çıkmış: “Bu derviş büyü yapıyor!” demiş.
Halk inanmış, taşlamış dervişi.
Derviş sessizce köyü terk etmiş.
Aradan yıllar geçmiş; köyde kuraklık başlamış.
Ne yağmur yağmış, ne bereket kalmış.
Köyün yaşlıları toplanmış, düşünmüş:
“Biz nerede hata yaptık?”
İçlerinden biri sessizce fısıldamış:
“Vefayı unuttuğumuz gün, rahmeti kaybettik.”

Vefa bir borç değildir; bir karakterdir.
İyiliğin karşılığı sadece bilmek ve samimi olmaktır; kulluk veya karşılık beklemek değildir.
İyiliğin karşılığı teşekkür değil, hatırlamaktır.
Dostu, emeği, gönlü unutan, aslında kendi ruhunu kaybeder.
Ve unutma: ruhun kayıp anahtarı vefadır.
“Vefasızlık, insanın kendi iç dünyasını da çoraklaştırır.”

Vesselam...

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 SERVET SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00