İnsan bazen konuşur da anlaşılmaz,
bazen susar ama içinde fırtınalar büyür.
Bugüne kadar gördüklerimin hepsini yazdım diyemem.
Bazı gerçekler vardır; insanın diline gelir ama kaleminden çıkmaz.
Kırmamak için sustuğum oldu,
yanlış anlaşılmamak için geri durduğum…
Kimi zaman bir büyüğün hatırına, kimi zaman bir yetimin duasına sığındım.
Çünkü her hakikat, söylendiği anda değer bulmaz.
Bazı doğruların da vakti vardır.
Uzun zamandır içimden hep aynı cümle geçiyor:
Bir gün bu toz dağılacak…
Bugün yüksekten konuşanlar, yarın kendi seslerinden ürkecek.
İnsanların omuzlarına basarak yükseldiğini sananlar, aslında ne kadar küçüldüklerini anlayacak.
Çünkü hayat, kimsenin elinde sonsuza kadar duran bir saltanat değildir.
Bugün karanlığı güç zannedenler var.
Perdenin arkasına saklanıp kendini görünmez sananlar…
Vicdanı susturup alkışla ayakta kalacağını düşünenler…
Oysa insanı ayakta tutan şey kalabalık değil, temiz bir geçmiştir.
Bir gün gelir;
parayla büyütülen sofralar dağılır,
menfaatle kurulan dostluklar çözülür,
yüksek sesle kurulan cümleler yankısız kalır.
İşte o zaman insan, aynaya gerçekten bakmaya başlar.
Ben hiçbir zaman kusursuz biri olduğumu söylemedim.
Hata da yaptım, eksik de kaldım.
Ama hiçbir zaman haramı meziyet gibi taşıyanlardan olmadım.
Kimsenin hakkına göz dikmedim.
Bir lokmanın hesabını yaparken, bir ömrün hesabını unutanlardan olmadım.
Çünkü insanın en büyük serveti; gece yastığa başını koyduğunda içindeki huzurdur.
Bugün hâlâ umutla bekliyorsam, bunun sebebi insanların değil, hakikatin gücüne inanmamdır.
Çünkü hakikat bazen geç gelir ama geldiğinde bütün perdeleri indirir.
Bugün susuyor olmam, hiçbir şey bilmediğim anlamına gelmiyor.
Bazı gerçekler vardır; insan onları hemen ortaya dökmez.
Çünkü her söz vaktini bekler.
Ama vakit geldiğinde, yıllardır sağlam sandıkları zeminin aslında ne kadar çürük olduğunu ilk onlar görecek.
Bugün rahat koltuklarında gülümseyenlerin, yarın aynı sakinlikle etrafa bakamayacağı günler de gelir.
Ben konuşursam bir kişiyi değil, kurulmuş birçok hesabı rahatsız edecek cümleler kurarım.
Bu yüzden bazen susmak, sadece beklemektir.
Çünkü üstü örtülen her şey, zamanı geldiğinde en ağır haliyle ortaya çıkar.
Toprağın altında yıllarca bekleyen bir tohum gibi…
Vakti geldiğinde sessizce çatlar ve güneşe çıkar.
İnsan da böyledir.
Sabırla bekleyen kaybetmiş sayılmaz.
Çünkü sabır, susmak değil; doğru zamana hazırlanmaktır.
Yarın dediğimiz şey aslında uzak değildir.
Her sabah açılan göz, yeni bir yarındır.
Ve insan, hangi tarafta durduğunu en çok karanlık zamanlarda belli eder.
Bugün eğilip bükülenler olabilir.
Rüzgâra göre yön değiştirenler de…
Ama kökü sağlam olan ağaç, fırtınada bile ayakta kalır.
Bizim derdimiz bağırarak kazanmak değil;
doğru kalarak yaşayabilmek…
Çünkü gün gelir herkes susar,
ama vicdan konuşmaya devam eder.
Onurunu koruyarak yaşayanlara…
Kırıldığı hâlde kimseyi kırmamaya çalışanlara…
İçinde fırtına koparken yüzünde vakar taşıyanlara…
Bu kirli zamanlarda temiz kalabilenlere selam olsun
Vesselam.