SERVET SESSİZLİĞİ

Ali Kutlu

02-11-2025 23:22

SERVET SESSİZLİĞİ

Bazı şehirler vardır, toprağından altın fışkırmaz, gökten mücevher yağmaz.
Ama ne hikmetse, bazıları burada yürüdükçe ayaklarının altı ışıldamaya başlar.
Toprak değil, temasın bereketi bu; görünmez bir el, sessiz bir alkış gibi, üzerlerine serilir.
Görünüşte herkes aynı sabah kahvesini içer, aynı sokaktan geçer, aynı ekmeği böler.
Ama bazıları bir fincan kahveyle yetinmez, diğerleri göz açıp kapayıncaya kadar villalarını sayar.
(Bazı adımlar sessiz ama belirgin… sen de bilirsin.)

Şehir sessizdir, ama bir kulak verirsen, fısıltıları duyarsın.
“Nasıl oldu bu?” diye sorar kendi kendine insan.
Cevap yoktur, sadece bir anın mucizesi vardır.
Ve bazıları, mucizeyi kendi elleriyle değil, zamanın ve olayların cilvesiyle yakalar.
Ne enteresan; sabırla ter dökenler, hayal kurarken yorgun düşenler,
aynı şehirde bir sabah uyanır ve bir başkasıyla aynı gökyüzünü paylaşır ama birikimi bin kat farklıdır.
(Bak, bazı farklar gözden kaçar; ama sen farkındasın, değil mi?)

Bunu anlamak için fazla kafa yormaya gerek yok.
Bazen mesele çabada değil, fırsatta gizlidir.
Bir anın farkı, bir kelimenin sırası, bir imzanın zamanlaması,
ve işte… bir bakmışsın, şehirden sessiz bir servet süzülmüş, kimse fark etmemiş.
İşte zekâ ve fırsatın buluştuğu yer burasıdır.
Ama dikkatli bakarsan, bazı izler vardır;
incecik bir tebessüm, bir alışkanlık, hatta kahve fincanının kenarında bir parıltı…
İşte o parıltı, sadece görenlerin görebileceği bir sırdır.
(Bazen sadece bazı gözler görebilir; sen de anla.)

Bazıları telefonunu açar, mesajlarına bakar; bazıları da banka hesabına. Fark, ekranın ışığında gizli.
(Kim hangi ışığı okuyor, işte fark burada başlar.)

Elbette bazıları bu durumu saklamayı sever.
Tevazu numarası yaparlar; sanki ter kokusuyla, emeğiyle kazanmış gibi görünürler.
Ama biz biliriz ki, gerçek parfüm başka kokar.
Çünkü bazı servetlerin kaynağı ter değil, temas ve zamanlamadır.
Kimi saatlerini toplantılara harcar, kimi ise sadece zamanın kollarını doğru tuttuğunu fark eder.
İşte bu fark, kimin ne kadar sessiz ve kimin ne kadar göze batar olduğunu belirler.
(Bazen sessizlik, en yüksek sesi taşır; sen duydun mu?)

Ben sadece izliyorum.
Şehirdeki bu sessiz balo, herkes kendi dansını yapıyor gibi görünse de, arkada bir ritim var; farkında olmayanların ayakları o ritme uymaz.
Bazıları hâlâ sabit duruyor, bazıları bir adım öne çıkıyor,
ve bir bakmışsın, farkında olmadan en hızlı olanlar, en çok parlayanlar olmuş.
(Ve bazıları bunu fark etmiyor, ama sen biliyorsun.)

Sokaklar sessizdir ama duvarlar konuşur; bazı duvarlar sadece bazı gözlerin görebileceği harflerle yazılmıştır.
Bazen insan düşünmeden edemiyor:
Bu hızın arkasında ne var?
Şans mı, akıl mı, yoksa sadece zamanın cilvesi mi?
Cevap belli değil. Ama belli olan bir şey var:
Gözlemci, her şeyi fark eden, sessizliği bilen biri, her zaman bir adım öndedir.
(Bazı parıltılar yalnızca senin gözünde anlam taşır.)

İşte o yüzden sessizim.
Konuşmak mı? Henüz değil.
Ama okuyan bilsin:
Her parıltının bir kökü vardır, her sessiz servetin bir hikâyesi.
Ve zaman geldiğinde, bazı sırlar kendi kendine açığa çıkar;
Sen de farkındasın belki; gülümse, ama sesi çıkmasın. Çünkü bazen sessizlik, en yüksek alkıştır.
Herkes bilir ki, görünmez eller bazen en çok kazananları seçer.

Şimdilik sadece tebessüm ediyorum.
Çünkü alay, kelimelerle yapılan en zarif sanattır.
Görünüşte kimse fark etmez, ama zekâ, incelik ve ince hesap, sessiz bir şekilde sahneyi yönetir.
Bu şehir, sessiz servetlerin şehri; ama dikkatli bakarsan,
Bazıları kahvesini içerken fatura bakar; bazıları ise sadece bakar ve içtiği kahvenin tadına bile varmaz. İşte fark burada başlar.
Herkes kendi kulvarında yarışırken, bazıları sadece gülümseyip izliyor…
ve biz, görenler, farkındayız.
(Ve bazıları fark ederse, gülümsemeyi unutmaz; sen de anla.)

Vesselam...

DİĞER YAZILARI UNUTANLAR 01-01-1970 03:00 Hesap… 01-01-1970 03:00 Yarın… 01-01-1970 03:00 VEBAL 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Yangın: Bu Şehirde Kim Farkında? 01-01-1970 03:00 “Bir İz, Bir Hafıza” 01-01-1970 03:00 “Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?” 01-01-1970 03:00 “Gücün Gölgesinde Adalet Aranır mı?” 01-01-1970 03:00 “Bir Sofra, Bir Saray, Bir Medeniyet” 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 KRİZ ÇARŞIDA, MAAŞ MAKAMDA 01-01-1970 03:00 Hızlandırılmış Zenginlik Kursu 01-01-1970 03:00 Ramazan: Kalbin Yeniden İnşası 01-01-1970 03:00 Ar Damarı: İnsanlığın Son Sınavı 01-01-1970 03:00 TERAZİ – III | Artık Sıra Hesapta 01-01-1970 03:00 Çamurda Hizmet, Masada Hak Ediş 01-01-1970 03:00 TERAZİ – II 01-01-1970 03:00 TERAZİ 01-01-1970 03:00 Sonrası... 01-01-1970 03:00 İz... 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR SESİNİ KAYBEDİYOR 01-01-1970 03:00 Taş Yerinde Ağırdı, Siz Yerinden Ettiniz 01-01-1970 03:00 Bir Gün Değil, Bir Tercih 01-01-1970 03:00 Bir Çocuk Eziliyorsa, Kim İşini Yapmıyordur? 01-01-1970 03:00 Bir Lokma, Bir Hırka ve Kaybolmayan Ümit 01-01-1970 03:00 Alışmak!... 01-01-1970 03:00 VERİMLİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 Bir Yılın Sessiz Muhasebesi 01-01-1970 03:00 AYAR TUTMAYAN TERAZİ 01-01-1970 03:00 Gölgelerin Sesi 01-01-1970 03:00 Beş Dakika... 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa: Ruhun Kayıp Anahtarı 01-01-1970 03:00 Taht mı, Hizmet Makamı mı? 01-01-1970 03:00 Hoş Bir Seda 01-01-1970 03:00 74 Yıllık Yol: İmam Hatipler ve Topluma Katkıları 01-01-1970 03:00 “Satın Alınan Gerçek, Susturulan Vicdan” 01-01-1970 03:00 HİZAYA GELMEK VE ÖZGÜRLÜK 01-01-1970 03:00 Edirne’de Seracılık: Toprağın, Emeğin ve Umudun Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değerlerimizi Yitirmeden Değer Verelim... 01-01-1970 03:00 “Taşa Sinmiş Merhamet” 01-01-1970 03:00 Selimiye’nin Sessiz Çığlığı: Tarihe Saygı Nerede? 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Can Damarı: Esnafın Çığlığı 01-01-1970 03:00 Bir Doğumun Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Lütufla Beslenenlerin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Edirne: Vakit Daralıyor... 01-01-1970 03:00 30 Ağustos: Bir Milletin Varoluş Destanı 01-01-1970 03:00 Kurak Nefesler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Ergene Nehri Alarm Veriyor: Edirne’nin Son Çığlığı 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Suskunluğun Bedeli 01-01-1970 03:00 Durma Noktasındaki Nehirler, Duran Vicdanlar 01-01-1970 03:00 Edirne: Tarihin Işığında, Bugünün Sınavında, Yarının İddiasında 01-01-1970 03:00 Edirne’nin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Deprem: Doğanın Sessiz Dili ve İnsanlığın Sınavı 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyor Bu Kalem!!! 01-01-1970 03:00 Kâğıda Dökülen Vicdan 01-01-1970 03:00 "Zamanın Göğsünde Yankılanan Sessizlik" 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Halkın Yazdığı Destan 01-01-1970 03:00 Sayın DSİ Müdürü, Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahalenin Hesabını Kim Verecek? 01-01-1970 03:00 Palahur Deresi’ne Yapılan Müdahale Sonrası Doğa Yalnızlığa Terk Edildi... 01-01-1970 03:00