Fethiye ve Seydikemer’in yangın bölgesinde ihtiyaç olan malzemelerden karınca kararınca almak için alışveriş marketlerinden birindeydim.
18-20 yaşlarında iki genç kızımız ödeme yapmak için sırada bekliyordu.
“Abi, aldıklarınızı yangın bölgesine mi götüreceksiniz?” diye sordu.
“Doğrudur,” dedim.
“Siz de bu kadar ekmeği oraya mı götürüyorsunuz?” diye sordum.
“Evet abi, biz de ekmekleri evde sandviç yapıp bölgeye götürüyoruz,” dedi.
Üzümlü’de yangın bölgesinde motosikletli kuryelerin yoğunluğu çok fazlaydı.
Kızılay dağıtım merkezinde kuryeler ile sohbet ettim.
Ağırlıklı kebap dürüm, döner dürüm ve içecek getiriyorlardı.
“Bunları kimler yolluyor?” diye sorduğumda:
“Türkiye’nin her köşesinden, yurt dışından gurbetçilerimiz ödemelerini yapıyor, biz de beklemeden hızla toplanma merkezine teslim ediyoruz,” cevabını almıştım.
Depremler, seller, orman yangınlarında, küllerinden ayağa kalkan Türk milletinin ferdi olmanın ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu bir kez daha yaşadım.
Bölgenin duyarlı esnaflarının destek olmaları.
Evlerinde yemek, börek pişirip getirenlerin samimi niyetleri…
Traktörle, tankerlerle su taşıyanların azim ve gayretleri…
Tatile gelmiş vatandaşların yardıma koşma hassasiyetleri.
Motosikletli onlarca gencin ellerinde bidonlar ile söndürülmüş bölgelerde soğutma yapma halleri, adeta kahraman milletin damarlarındaki asil kanın göstergesiydi.
Devletimizin mülki amirleri,Milletimizin vekilleri.
Yerel Yöneticileri, Siyasetin temsilcileri, Kamunun tüm kurumları yangın bölgesinde varlığını gayretle, cansiperane sürdürürken, kurumların görevlilerinin havadan, karadan bitmek tükenmek bilmeyen aşkla çalışmaları, “Devlet milleti için vardır,” sözünün özünün göstergesiydi.
Lojistik, teknik, stratejik olarak organize bir şekilde, büyük gayretlerle, dünyaya örnek olacak profesyonellik ile yangınları aşkla, şevkle söndürme gayretlerinin ulviyetini, okuduğum anda çok etkilendiğim, Muğla Valiliğimizin anlamlı yazısı ile ifade edebilirim:
Şöyle ki:
Resmî açıklamalarda veya haber bültenlerinde sıkça duyduğumuz “Yangın kontrol altına alındı” cümlesi, sadece teknik bir terim değil, arkasında yüzlerce kahramanın canı pahasına yazdığı destanların özetidir.
Oysa o üç kelimenin arkasında; alevlerin metrelerce yükseldiği, sıcaklığın yüzleri yaktığı, dumanın gökyüzünü kapladığı ve göz gözü görmediği bir cehennem vardır.
İşte o cehennemin tam ortasında, elindeki son imkânla ateşe meydan okuyan biri daha vardı.
Seydikemer’de alevler evlere ve çam ağaçlarına doğru hızla ilerlerken; kan, ter ve duman içinde, “Bir ağaç daha, bir can daha kurtulsun,” diyerek dozeriyle ateşe siper olan Dozer Operatörü Musa Kaplan…
Etrafındakilerin “Çık oradan!” çığlıklarına rağmen yerini terk etmeyen, alevlerin önüne barikat kuran, hortum taşıyan gençlere omuz veren ve sıcağın altında gücü tükenene kadar savaşan yüreklerdi yangını söndürenler.
Dozeriyle alevlere siper olan Dozer Operatörümüz Musa Kaplan’a ve onun nezdinde yangınla omuz omuza mücadele eden tüm isimsiz kahramanlarımıza ve onlara destek olan gönüllülerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Alevlerin önünde çelik gibi duran bu irade ve memleket sevgisi unutulmayacak. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.
İyi ki varsınız.