Yeni dünya düzeninde bazı ülkelerin liderlerinin, diplomatik adap ve edepten uzak davranışlar göstererek psikomanyak tarifine uygun şizofrenik ruh hali içinde ağızlarından sözler çıktığını duymaktayız.
Dünyayı kan gölüne çevirme arzusunda olduklarını görmekteyiz.
Bunların fütursuzca sarf ettiği sözleri söyleme cesaretine sahip olmasını sağlayan tek şeyin, ellerindeki teknolojik gücün varlığı olduğu gerçeğini bilmekteyiz.
Bu tür mahlukatlar, arkasına saklandıkları kutsal kitapların emirlerinin gereğini yaptıklarını ifade ederler. Aksine zalimler, gerçekte kutsal kitaplara da inanmazlar; teknolojik güçlerinin hükmünü kaybettiğine inandıkları anda, ellerindeki kıymetli madenleri ve paraları yanlarına alarak güvenli ülkelere kaçarlar.
Kaçabilecek imkânı olmayanlar ise Kuran’daki ayetleri kendilerine siper ederek, eller havada teslim olurlar.
Bu durumu analiz eden milli irade, yıllardır Savunma sanayii de Milli yerli teknoloji üretimi ile çalışmalarını sürdürmektedir.
Dünyanın gözü önünde yaşanan bu gerçeklere rağmen, iktidara geldiklerinde maaşlara yapacakları zamlarla halkın yüzünü güldüreceklerini söyleyerek popülizm yapanların samimi niyetsiz halleri, tam bağımsız güçlü Türkiye sevdası içinde olan yurtsever, vatansever, kahraman milletimizi ziyadesiyle üzmektedir.
Milli iradenin başı ve icra heyeti, milletinin refah içinde yaşamasını herkesten fazla istemektedir.
Milli iradenin başkomutanının inandığı bir gerçek daha vardır: Bağımsızlık ve özgürlük milletinin damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Başkomutan, kahraman milletinin; içten, dıştan gelebilecek tehditler ve saldırılar karşısında fani dünyanın keyfiyetine sahip olmayı tercih etmeyeceğini; başka devletlerin boyunduruğu altında yaşamak yerine ebedi dünyanın baki keyfiyetinde yaşamak için ölümü ölümle korkutmayı tercih edeceğini bilmektedir.
Bu inanmışlığın yüklediği imanının gereği olarak, iktidarda kalma adına popülizm yapmayacağını kendisini yakınen tanıyanlar çok iyi bilmektedir.
Edirne Keşan’da seçim koordinatörü olarak çarşı, pazar ziyareti yaparken 75’li yaşlarda bir teyzenin, buz konulmuş leğen içinde şişede su sattığını gördüm.
“Kolay gelsin.” diyerek sohbete başladım. “Devletin sosyal yardımlarından destek vermiyorlar mı, bu yaşta çalışıyorsun?” dediğimde, duraksamadan:
“Olmaz mı evladım, Allah devletimizi korusun, her türlü yardımı yapıyor.”
“Peki teyzem, neden hâlâ çalışıyorsun?”
Cevap yine çok hızlı geldi:
“Bak be kuzum, hamdolsun gören gözüm, duyan kulağım, tutan kolum, yürüyen ayağım var; her şeyi DEVLET’TEN mi bekleyeceğiz?”
Anlayana davul, zurna, saz; anlamayıp vatana göz koyan zalimlere, hainlere kara toprak az.
Didar Refika Ulvi
Eğitimin Unuttuğu Şey: İnsan
Fatih Kutlu
Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli
Bahaddin Özbuğutu
REİS VE ROMAN KARDEŞLERİ.
İbrahim YANIK
Armutlu: Geçmişin Sesi, Geleceğin Umudu
Ali SUPHİ
Bir Fikrin Ardından: Zamanın Tarttığı Adam
Ömer Faruk
Beş Bin Adalet, Yirmi Bin Hikâye...
Ali Kutlu
“Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?”