Her yıl aynı ay gelir ama her gelişinde başka bir kapıyı çalar. Ramazan, takvimde yer değiştiren bir zaman dilimi değildir yalnızca; insanın iç dünyasında açılan bir parantezdir. Hayatın gürültüsünden sıyrılıp kendine bakma fırsatıdır.
Bu ayda insan, en çok kendini dinler. Gün boyu uzayan saatlerde açlık sadece bedeni değil, sabrı da sınar. Susuzluk yalnızca dudakları değil, dili de terbiye eder. Çünkü Ramazan, insanın iç disiplinini güçlendirir. Kimsenin görmediği bir yerde, sadece vicdanıyla baş başa kalır insan.
İftar vakti yaklaştığında kalpte ayrı bir bekleyiş başlar. O ilk suyun, o ilk lokmanın kıymeti başka olur. Gün boyu sabreden insan, şükretmenin ne demek olduğunu daha iyi anlar. Çünkü yokluk kısa süreli de olsa öğretmendir. Kıymeti, ancak eksildiğinde anlaşılan şeylerin farkına vardırır.
Ramazan biraz da hatırlamaktır. Kapısını çalmayı unuttuğumuz bir akrabayı, halini sormadığımız bir dostu, derdini bilmediğimiz bir komşuyu… Bu ay, insanı insana yaklaştırır. Aynı sofrada buluşmak, aynı duaya “âmin” demek, aynı saatlerde aynı sabrı yaşamak görünmez bir bağ kurar aramızda.
Gece ayrı bir huzur taşır Ramazan’da. Sahur vakti uyanmak kolay değildir; ama o uyanış insana iradesini hatırlatır. Sessizlik içinde edilen bir dua, insanın kalbine iyi gelir. Kalp yumuşar, öfke azalır, dünya biraz daha sade görünür.
Ramazan’ın asıl bereketi sofralarda değil, kalplerdedir. Eğer bu ayın sonunda biraz daha sabırlı, biraz daha anlayışlı, biraz daha merhametli olabiliyorsak; işte o zaman Ramazan gerçek yerini bulmuş demektir.
Çünkü Ramazan geçer. Günler normale döner. Sofralar sadeleşir. Ama insanda kalması gereken şey, o ay boyunca öğrendiği inceliktir.
Ramazan, insanın kendine verdiği bir sözdür aslında: Daha iyi bir insan olma sözü.
Ve en güzel tarafı da şudur; bu söz için her yıl yeniden bir fırsat vardır.
İbrahim Yanık
Didar Refika Ulvi
Eğitimin Unuttuğu Şey: İnsan
Fatih Kutlu
Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli
Bahaddin Özbuğutu
REİS VE ROMAN KARDEŞLERİ.
İbrahim YANIK
Armutlu: Geçmişin Sesi, Geleceğin Umudu
Ali SUPHİ
Bir Fikrin Ardından: Zamanın Tarttığı Adam
Ömer Faruk
Beş Bin Adalet, Yirmi Bin Hikâye...
Ali Kutlu
“Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?”