İbrahim Yanık’ın kaleminden
Armutlu…
Denizi mavi, doğası yeşil, rüzgârı hafif ama her dalgasında bir uyarı taşıyor. Marmara Denizi kıyısında, yılların biriktirdiği tarih ve doğa, bir arada nefes alıyor. Ama bu nefes, her geçen gün biraz daha tehdit altında. Erozyon, plansız yapılaşma ve iklim değişikliğinin küçük işaretleri, sessiz ama belirgin bir şekilde kendini hissettiriyor.
Tarih burada sadece taşlarda değil; sularında, kaplıca mirasında ve köy kültüründe saklı. Altın sarısı bir gün ışığında parlayan termal sular, yüzyıllardır insanlara şifa dağıtıyor. Ama ne yazık ki, sadece restore edilen hamamlarla değil, stratejiyle, tanıtımla ve sürdürülebilir vizyonla korunuyor bu tarih. Tarih, ihmal edildiğinde sessizleşir, unutulur ve kaybolur.
Ve Armutlu’nun gençleri… Onlar bu hikâyenin hem tanığı hem de geleceği. İlçenin geleceği, onların hayallerinde, çabalarında ve buraya olan bağlılıklarında saklı. Eğer gençler ilçede kalmak için fırsatlar bulamazsa, Armutlu’nun nefesi eksilecek, tarih ve doğa bir miras olarak kalacak ama yaşanmayacak.
Armutlu hâlâ nefes alıyor.
Ama tarih ve gençlik, sessiz uyarılar fısıldıyor:
“Beni koruyun, benimle gelecek kuşakları da koruyun.”
Bir ilçe sadece taş ve toprakla değil; vizyon, özen ve geleceğe dair planla yaşar. Armutlu’nun doğası, tarihi ve gençleri bir bütün. Eğer yetkililer ve toplum el ele verirse, bu ilçe sadece geçmişin değil, geleceğin de sesi olabilir. Ama göz ardı edilirse, her küçük ihmali büyük pişmanlığa dönüşebilir.
Armutlu, hatırlatıyor: “Geçmişi yaşat, geleceği güvenceye al.”