Yoğurt Ekşi Demeyenler

Ömer Faruk

06-01-2026 21:05

Ben ve arkadaşlarım yazıyoruz.
Kelimeleri tartarak, cümleleri bilerek, ne söylediğimizi farkında olarak yazıyoruz. Ama yazılarımızın muhatapları… rahatsız olmuyor gibi davranıyor. Olabilir; belki içten içe bir şeyler oluyor, belki bir cümle canlarını sıkıyor, belki bir satır gece uykularını kaçırıyor. Fakat bunu gizlemeyi pek beceremiyorlar. Ben görüyorum. Yazının içinde duran biri olarak, her satırın ardında pişkinliklerini ve küçük tereddütlerini ele verdiklerini açıkça görüyorum.

Bu ülkede eleştiri artık bir ses değil, bir yankı. Çarpıyor, dönüyor, dolaşıyor ama kimsenin üzerine alınacağı bir yere temas etmiyor. Çünkü muhataplar kendilerini kusursuz sayıyor. Herkesin yoğurdu tatlı, herkesin aynası temiz, herkesin vicdanı sözde rahat. Kimse “yoğurdum ekşi” demiyor. Demediği gibi, ekşi kokuyu da başkasının kabına bırakıyor.

Yazılanlar okunuyor; bunu biliyorum. Ama okunanlar asla sahiplenilmiyor. Çünkü sahiplenmek sorumluluk ister, yüzleşme ister, koltuğun kenarına biraz huzursuzluk bırakır. Oysa rahatsız olmamak bir refleks hâline gelmiş. Duymamış gibi yapmak, görmemiş gibi susmak, en risksiz savunma yöntemi.

Ben yazıyorum; aynayı tutuyorum.
Ama aynaya bakmak istemeyenler, aynayı suçluyor. Camı karalıyor, ışığı kapatıyor, yüzünü başka tarafa çeviriyor. Kendine bakmaktan bu kadar kaçan bir pişkinlik, artık masum bir sessizlik değil; bilinçli bir tercihtir.

Burada suç yok. İsim yok. İşaret yok.
Ama vicdan var. Ve vicdan, üzerine alınmayan her cümlede biraz daha ağırlaşıyor. Yazılar yankılanıyor; kimse kulak asmıyor. Ya da öyle sunuluyor. Çünkü rahatsız olduğunu belli etmek, kusursuzluk maskesini düşürür.

Ben yazmaya devam ediyorum.
Çünkü bazen yazmak, sonuç almak için değil; pişkinliğin bu kadar rahat dolaşabildiğini kayda geçirmek içindir.
Ve şunu not düşmek gerekir: Yoğurt ekşi.
Bunu söylemeyenler değil; söyleyemeyenler düşünsün.

“Söz biter; vicdanı olan için.”

 

DİĞER YAZILARI BUĞDAY AMBARI 01-01-1970 03:00 HAKİKAT 01-01-1970 03:00 Konuşamamak 01-01-1970 03:00 Beş Bin Adalet, Yirmi Bin Hikâye... 01-01-1970 03:00 “Unutulursa Yetim Kalır Tarih” 01-01-1970 03:00 Başlık: “Ramazan ve Sessiz Güzellikleri” 01-01-1970 03:00 Kubbenin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Metnin Sahibi Kim ? 01-01-1970 03:00 CÜRRET 01-01-1970 03:00 Yarım Cümleyle Yazmak 01-01-1970 03:00 Derin Sulara Girmeden Yüzme Rehberi 01-01-1970 03:00 Bir Takvim Yaprağından Fazlası 01-01-1970 03:00 Ahlak Gürültü Sevmez. 01-01-1970 03:00 AYNANIN BUĞUSU 01-01-1970 03:00 ZİYÂN 01-01-1970 03:00 Yanlış Rotada Mürekkep 01-01-1970 03:00 Zaman Hovardası, Tatlı Su Kurnazı: Karşı Kalem 01-01-1970 03:00 Edep Yoksulluğu Çağı: Sessiz Servetlerin Gölgesi 01-01-1970 03:00 “Cumhuriyet: Kalbimizin En Derin Yerinde” 01-01-1970 03:00 Bir Sokakta Işık 01-01-1970 03:00 Da Nang’tan Damlalar 01-01-1970 03:00 Marka Mı? 01-01-1970 03:00 Kubbenin Gölgesinde Küçük Hesaplar 01-01-1970 03:00 Kalemin Terbiyesi, Sahibinin Vicdanıdır. 01-01-1970 03:00 Eğitimin Ölçüsü Gömlek mi, Akıl mı? 01-01-1970 03:00 Gölgeyi Yok Saymak: Delegeler, Listeler ve Sahadaki Gerçek 01-01-1970 03:00