Ömer Faruk’un kaleminden
Edirne’de spor konuşuluyor zannediliyor. Oysa ortada konuşulan bir şey yok; sadece yer değiştiren cümleler, el değiştiren sorumluluklar ve kapısı çalındığında açılmayan odalar var.
Soruyorsun…
Cevap yok.
Bir daha soruyorsun…
Adres değişiyor.
Bir kez daha soruyorsun…
Herkes birbirini işaret ediyor.
Ve tablo netleşiyor:
Bugün yaşanan şey bir sessizlik değil.
Mesele konuşmamak değil; konuşamamak.
Çünkü bazı cevaplar vardır; verildiği anda yalnızca bugünü değil, bugüne kadar kurulmuş düzenin tamamını görünür hale getirir.
İşte bu yüzden cümle kurulmaz, dosya açılmaz, sorumluluk tek elde toplanmaz.
Sahaya indiğinizde durum tartışmaya kapalıdır.
Bir tarafta salon sporları…
Tekvando, karate, kick boks, boks, güreş…
Disiplin var, emek var, ulusal ve uluslararası başarı var.
Karşılığı: bir kulübün ayakta kalmasına dahi yetmeyen, sembolik düzeyde rakamlar.
Diğer tarafta futbol…
İmkân var, görünürlük var, kaynak var, ayrıcalık var.
Ve tablo şunu gösteriyor:
Dağılım eşitlik üzerinden değil, tercih üzerinden kurulmuş.
Aynı şehirde biri ayakta kalmaya çalışıyor; diğeri zaten ayakta tutuluyor.
Buna kimse denge diyemez.
Bu denge değil, önceliklendirme düzenidir.
Görüneni büyütüp görünmeyeni küçültüyorsunuz; sonra adına eşitlik diyorsunuz.
Ama eşitlik, sonuçta değil; başlangıçta bozulmuştur.
Artık soru basit değil, nettir:
2025 yılı içinde hangi kulübe ne kadar destek verilmiştir?
Bu dağılım hangi yazılı kritere dayanmaktadır?
Bu kriter kamuoyuna açık mıdır?
Bu sorular zor değil.
Zor olan, bu soruların cevabını verebilmektir.
Cevap vermek bir tercih değil, görevdir.
Ama ortada görev değil, tercihe bırakılmış bir suskunluk vardır.
Ve bu suskunluk pasif değil, aktiftir.
Yani yokluk değil, seçilmiş bir yöntemdir.
Bu yazı bir soru değildir.
Bu yazı bir kayıttır.
Çünkü artık mesele açıklama değil;
hangi açıklamanın neden yapılmadığıdır.
Bugün cevap verilmeyen her başlık,
yarın daha net, daha yüksek ve daha doğrudan sorulacaktır.
Çünkü bu şehirde spor susmaz.
Susturulursa, yön değiştirir.
Konuşamayanların olduğu yerde,
konuşulanlar gerçeği belirler.
Ve o gerçek, günü geldiğinde herkesin önüne konur.
Ömer Faruk – Sözün Sonu