Kalemin Terbiyesi, Sahibinin Vicdanıdır
Edirne’de son günlerde kalemler öyle bir uçuyor ki, okuyunca insanın aklına tek bir söz geliyor:
Kalem, sahibinin aynasıdır. Ayna bulanık olursa, yansıyan yüz de çarpık olur.
Evet, eğitimde eksikler vardır, sorunlar vardır. Ama sorunları konuşmanın da bir adabı, bir terbiyesi vardır.
Veliyi savunma bahanesiyle devleti töhmet altında bırakmak, kurumları hedefe koymak, bunu alaycı bir üslupla yapmak… İşte bu, kalemin en hoyrat hâlidir.
Her satırda hakikat aranmaz; kimi satırlarda sadece yazarının egosu okunur. Veliyi kurtarmak bahanesiyle devleti sarsmak, gösteriş uğruna fitne ateşi yakmak; bu, hem okuyucuya hem kendine ihanettir.
Peki soralım:
Veliyi düşündüğünü iddia eden bir kalem, gerçekten veliye nefes mi oluyor?
Yoksa velinin sırtına daha fazla yük bindirip devlete güvensizlik mi yayıyor?
Maksat hakikati savunmak mı, yoksa üç beş alkış uğruna kaos mu çıkarmak?
Edirne’de öyle kalemler var ki, hakikati bırakmış, üç beş alkış peşinde koşuyor.
Satırlarında kendi hoyratlığını sergileyip, okuyucuya fark ettirmeden egosunu büyütüyor.
Her okuyucu bunu fark etmezse, kalemin hoyratlığı önce sahibini, sonra toplumu etkiler.
Ve bir gerçek:
Kalemin terbiyesi, sahibinin vicdanına bağlıdır.
Edep yoksunu kalem, ne kadar yüksek sesle yazarsa yazsın, sahibini küçültür.
Akıllı kalem, sesi yüksek çıkarak değil, doğru yerde doğru sözü söyleyerek etkili olur.
Usul bilmeyen kalem ise, hakikati değil, sahibinin hoyratlığını taşır; okuyan fark eder, fark edene ne mutlu.
Dolaylı olarak hatırlatalım:
Her satır okunmaz, her kalem hakikati taşımaz.
Bazı satırlar sadece egoyu yüceltir, bazı satırlar ise okuyucuya serin bir ders verir.
Okuyucu akıllıysa, hangi satırın onu aydınlatacağını seçer; hangi satırın sadece gürültü olduğunu hisseder.
Kalemini ölç, yoksa kendi edebini kaybedersin.
Edirne’deki kalem sahiplerine son bir öğüt:
Adam gibi yazın!
Hakikati eğip bükmeden yazın, devleti töhmet altında bırakmayın, okuyucuyu tahrik etmeyin.
Kaleminizin ucundan damlayan her kelime, önce sizin haysiyetinizi, sonra milletin güvenini sınar.
Kıssadan hisse:
Edep kalemin süsüdür, üslup yazarın namusudur.
Edebi olmayan kalem, ne kadar ses çıkarırsa çıkarsın, sonunda sahibini küçük düşürür.
Akıllı kalem, hakikati savunur; hoyrat kalem, kendi sahibini yakar.
Ve unutmayın; akıllı olmak, sesi yükseltmek değil, doğru yerde doğru sözü söylemektir.
Ve bir taşlama:
Bazı kalemler yüksek sesle konuşur, ama ağırlığı boşluktadır.
Okuyucu bunu fark ederse, kalemin aslında sadece yazarının gösterişi olduğunu anlar.
Okuyan akıllıysa, seçer; sabırsız veya dikkatsizse, kalemin hoyratlığına kapılır.