Sahanın Dışında Bırakılan Hayatlar!

Fatih Kutlu

24-07-2026 12:12

Sahanın Dışında Bırakılan Hayatlar: Yerel Yöneticiler Sporu Neden İkinci Plana Atar?

Bir çocuğun kaderi, doğduğu sokağın kaderine mahkûm edilmemelidir. Betonlaşmış mahallelerde, uyuşturucu bataklığında kaybolup giden her genç aslında bu toplumun geleceğinden koparılan birer parçadır. O çocukların ellerine bir eldiven, bir raket ya da bir karate giysisi tutuşturmak; onlara sadece bir spor dalını değil, hayata tutunacak kutsal bir umut dalını vermektir.

Peki, her yöneticinin masasında sporun suç oranlarını nasıl düşürdüğünü, bir hayatı nasıl kurtardığını anlatan sayısız rapor dururken; ildeki siyasi ve idari makamlar sporu hâlâ neden bütçelerin en sonuna, yani "ikinci plana" iter?

Siyasiler, kamuoyu baskısı veya doğrudan bir oy karşılığı hissetmedikleri sürece uzun vadeli yatırımlardan kaçınır. Beton dökmek kısa vadede görünür bir eserdir; ancak bir salonun köşesinde ter döken bir çocuğun yıllar sonra şampiyon olması o anki yöneticinin defterine hemen yazılmaz. Oysa Küba’da her mahallede bir boks ringinin bulunması ve sporun devlet politikasıyla tabana yayılması, vizyonlu bir iradenin neleri değiştirebileceğinin en büyük kanıtıdır. İmkansızlıklar içinde direnen efsanelerin hayatları da sporun bir genci ölümün veya çaresizliğin pençesinden nasıl çekip alabildiğini haykırmaktadır:

Naim Süleymanoğlu

Bulgaristan’daki baskı rejiminin ve imkansızlıkların gölgesinde, boyundan büyük ağırlıkların altına girerek sadece kendi kaderini değil, bir milletin gururunu omuzladı. Spor olmasaydı, sistemin karanlık çarkları arasında kaybolup gidecekti.

Yaşar Doğu

Yokluğun, yoksulluğun ve savaş yıllarının acımasızlığında, Trabzon’un dağ köylerinden dünya matlarına uzandı. Spor, ona sadece bir madalya değil, kimlik ve hayatta kalma iradesi sundu; o ringde kaderini tuş etmişti.

Busenaz Sürmeneli

Trabzon’un mahallelerinde ekonomik zorluklara ve önyargılara karşı yumruklarını konuşturarak olimpiyat şampiyonluğuna uzandı. O yumruklar, hayatın uçurum kenarındaki bir genci hayata bağlayan inancın ta kendisiydi.

Sonuç

İldeki idarecilere bugün yeniden, daha güçlü sormak gerekiyor: Küba'da her mahallede bir ring kurarak devleşen bir spor kültürü yaratılmışken, bir çocuğun salona girmesiyle karanlık dünyalardan uzak kalması arasındaki hayati bağı hâlâ fark etmediniz mi? Spor salonlarına yapılan yatırım bütçeye yük değil, bir canın kurtuluşudur. Bir çocuğun hayatı, hiçbir seçim hesabına kurban edilemeyecek kadar kutsaldır.
 

Fatih Kutlu
Milli Antrenör, Spor Mentörü,
Edirne Kutlu Spor Kulübü Kurucusu.

DİĞER YAZILARI Minik Şampiyonların Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Başarıya Göre mi, Görünürlüğe Göre mi? 01-01-1970 03:00 Uykusuzluk ve Yorgunluğun En Güçlü İlacı: Hareket 01-01-1970 03:00 Nitelik mi, Nicelik mi? Geleceği Kime Emanet Ediyoruz? 01-01-1970 03:00 Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli 01-01-1970 03:00 Zorbalığa Karşı Güçlü Çocuklar 01-01-1970 03:00 Sporda Asıl Kazanç: Gelişmek ve Güçlenmek 01-01-1970 03:00 Zihnin Gücü Sınavda Kazandırır 01-01-1970 03:00 Çocuklar Yarışmıyor, Biz Yarıştırıyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuklar Neden Her Şeye Yetişmek Zorunda? 01-01-1970 03:00 Bedenin Satrancı: Dövüş Sanatları Neden Bir Zeka Oyunudur? 01-01-1970 03:00 Karatenin Sessiz Gücü 01-01-1970 03:00