Edirne’de Hesap Vermeyen Makamlar Üzerine

Didar Refika Ulvi

30-01-2026 13:21

 

Didar Refika Ulvi kaleminden

Edirne’de kurum müdürlükleri, oda başkanlıkları ve benzeri yapılar neden yaptıkları işin hesabını vermekten bu denli uzak duruyor? Bu soru, yalnızca bir merak değil; kentin kamusal vicdanında giderek büyüyen, cevabı ertelendikçe daha da ağırlaşan bir yük.

Sorun, iş yapılmaması değil. Sorun, yapılan işin neden, nasıl ve hangi sonuçla yapıldığının kamuoyuna anlatılmaması. Bir başka deyişle mesele; tabelalar, koltuklar ve unvanlar değil, hesap verme kültürünün yokluğu.

Edirne’de pek çok kurumda aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Faaliyet var, açıklama yok. Harcanan emek var, ölçülen sonuç yok. Alınan karar var, kamuya dönük gerekçe yok.

Oysa kamusal görev, yalnızca yetki kullanmak değildir. Kamusal görev, o yetkinin bedelini şeffaflıkla ödemeyi de gerektirir.

Kurum müdürlükleri, oda başkanlıkları ve meslek kuruluşları çoğu zaman seçimle ya da atamayla iş başına gelir. Bu geliş biçimi, onlara bir ayrıcalık değil; tam tersine, sürekli bir hesap verme sorumluluğu yükler. Ancak Edirne’de bu sorumluluğun çoğu zaman “gereksiz bir detay” gibi görüldüğünü üzülerek izliyoruz.

Basına kapalı kapılar ardında alınan kararlar, Genel ifadelerle geçiştirilen faaliyet raporları, Soru sorulduğunda kişisel algılanan eleştiriler…

Bunların hiçbiri güçlü kurumsallık göstergesi değildir. Aksine, kurumların kendi içlerine kapanmasının açık işaretleridir.

Bir oda başkanlığı, yalnızca üyelerine değil; Bir kurum müdürlüğü, yalnızca üst makama değil; Bir meslek kuruluşu, yalnızca kendi çevresine değil; doğrudan kamuoyuna karşı sorumludur.

Çünkü bu yapılar, Edirne’nin sosyal, ekonomik ve mesleki geleceğinde söz sahibidir. Söz sahibi olan, hesap vermek zorundadır.

Hesap vermekten kaçınan her yapı, zamanla şunu kaybeder: Güven. Ve güven kaybolduğunda, geriye ne unvan kalır ne de temsil gücü.

Şunu açıkça söylemek gerekir: Hesap sormak düşmanlık değildir. Soru sormak saygısızlık değildir. Eleştiri, kurumu yıpratmaz; kurumdan kaçırılan şeffaflık yıpratır.

Edirne, suskun makamların kenti olmak zorunda değil. Edirne, cevapsız sorularla yönetilecek bir şehir hiç değil.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; Daha çok açıklama, Daha çok veri, Daha çok ölçülebilir sonuç ve hepsinden önemlisi daha çok kamusal cesaret.

Çünkü gerçek itibar, kürsülerden yükselen ezber övgülerle değil; soru sorulduğunda yüzünü çevirmeden cevap verebilme cesaretiyle, hesap verebilme iradesiyle inşa edilir.

DİĞER YAZILARI ŞEHRİN HIZI, İNSANIN YÜKÜ 01-01-1970 03:00 Eğitimin Unuttuğu Şey: İnsan 01-01-1970 03:00 Ay Sonuna Sıkışan Hayatlar 01-01-1970 03:00 Ay Sonuna Doğru 01-01-1970 03:00 Su, Toprak, İnsan: Edirne 01-01-1970 03:00 Kalpten Kalbe: 14 Şubat 01-01-1970 03:00 YANGIN, KIYI VE BEKLEME 01-01-1970 03:00 Bu Sitede Neden Böyle Yazılar da Olmalı? 01-01-1970 03:00 Herkes Konuşurken 01-01-1970 03:00