Toplumların geleceği, yetiştirdikleri gençlerin omuzlarında yükselir. Ancak ne yazık ki günümüzde birçok genç, hayatın en kritik dönemlerinde doğru yönlendirmeden mahrum kalabiliyor. Bir gencin hayatın kıyısında savrulması, yalnızca o ailenin değil, bütün bir toplumun ortak kaybıdır.
Özellikle 13 ile 18 yaş arasındaki dönem, gençlerin kimlik arayışının yoğunlaştığı, arkadaş çevresinin etkisinin arttığı ve yanlış tercihlere daha açık hale geldikleri bir süreçtir. Bu yaşlarda spordan uzak kalan gençler, sokakların tehlikeli cazibesine, akran baskısına ve madde bağımlılığı gibi ciddi risklere karşı daha savunmasız hale gelebilmektedir. Çünkü gençlik enerjisi mutlaka bir yön bulur; mesele, o yönün doğru olup olmamasıdır.
Burada önemli bir gerçeği kabul etmek gerekir: Ergenlik çağına gelmiş bir gence bir anda disiplin kazandırmak veya onu spora yönlendirmek her zaman kolay değildir. On beş ya da on altı yaşındaki bir gence “Artık spora başlayacaksın” demek çoğu zaman beklenen sonucu vermeyebilir. Bu nedenle çözüm, çok daha erken yaşlarda başlar.
Altı, yedi, sekiz veya dokuz yaşlarında sporla tanışan çocuklar, sadece fiziksel beceriler kazanmazlar. Aynı zamanda disiplinli çalışmayı, sabretmeyi, kurallara uymayı, saygıyı ve mücadele etmeyi öğrenirler. Spor onların hayatında bir alışkanlığa dönüştüğünde, ilerleyen yıllarda karşılarına çıkabilecek olumsuzluklara karşı güçlü bir karakter inşa edilmiş olur.
Spor salonlarında geçirilen her saat, aslında çocukların geleceğine yapılan bir yatırımdır. Antrenmanlarda harcanan enerji, sokaklarda boşa harcanmaz. Kazanılan özgüven, yanlış arkadaş çevrelerinde aranmaz. Elde edilen başarı hissi, zararlı alışkanlıkların sunduğu sahte mutluluklara ihtiyaç bırakmaz.
Bu nedenle ailelere düşen görev son derece büyüktür. Çocuklarını erken yaşlarda sporla buluşturmak, onların yalnızca bugünkü sağlıklarına değil, yarınki hayatlarına da yatırım yapmaktır. Spor yapan çocuklar yalnızca daha güçlü bireyler değil, aynı zamanda daha bilinçli, daha sorumluluk sahibi ve topluma daha faydalı insanlar olarak yetişirler.
Unutmayalım ki bir genci spora kazandırmak, sadece bir sporcu yetiştirmek değildir. Bir genci kötü alışkanlıklardan, yanlış çevrelerden ve karanlık geleceklere açılan kapılardan uzak tutmaktır. Bir gencin hayatına dokunmak, aslında bir ailenin, bir mahallenin ve nihayetinde bir toplumun geleceğine dokunmaktır.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi spora yönlendirmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü kurtarılan her genç, aydınlanan bir gelecektir.
Fatih Kutlu
Milli Antrenör, Spor Mentörü,
Edirne Kutlu Spor Kulübü Kurucusu.