Başarıya Göre mi, Görünürlüğe Göre mi?

Fatih Kutlu

09-06-2026 12:13

Birileri çıkıp bu soruya artık samimiyetle cevap vermeli:

Başarıya verilen değer neye göre belirleniyor?

Bir spor branşının elit olarak tanımlanmasına mı?

Beyaz yakalıların ilgi gösterdiği alanlarda faaliyet göstermesine mi?

Dünyadaki popülerliğine mi?

Yoksa gerçekten ortaya konulan emek, alın teri ve fedakârlığa mı?

Çünkü sahaya baktığımızda gördüğümüz manzara, bu soruların cevabının ne yazık ki başarı olmadığını düşündürüyor.

Bugün bu şehirde, bu ülkede daha çocuk yaşlarda sporla tanışan, yıllarını antrenman salonlarında geçiren, arkadaşları gezerken çalışmayı seçen, tatillerini bile hedefleri uğruna feda eden yüzlerce sporcu var. Sabahın erken saatlerinde uyanıp antrenmana giden, okul ile sporu birlikte yürütmeye çalışan, vazgeçmeyi aklından bile geçirmeyen gençler var.

Peki bu çocukların kaçının adı biliniyor?

Kaçının başarısı görülüyor?

Kaçının emeği hak ettiği değeri buluyor?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Bazı başarılar manşetlere taşınırken, bazı başarılar görmezden geliniyor. Bazı sporcuların attığı her adım takip edilirken, bazıları yıllarca mücadele etmesine rağmen kimsenin dikkatini çekmiyor. Bu durumun adına ne denirse densin, bunun adının adalet olmadığı kesin.

Daha da üzücü olan ise, yıllarca emek veren çocukların başarılarının çoğu zaman yalnızca madalya kazandıklarında fark edilmesi. Oysa madalya, yıllar süren mücadelenin sadece görünen kısmıdır. Kimse o çocuğun kaç antrenman yaptığını, kaç kez başarısız olup yeniden ayağa kalktığını, kaç kez vazgeçmek yerine devam etmeyi seçtiğini sormuyor.

Madalya sonuçtur.

Emek ise karakterdir.

Biz ise ne yazık ki sonuçla ilgilenip karakteri görmezden geliyoruz.

Şehirlerdeki resmî kurumlar, sporun gelişmesini istediklerini her fırsatta dile getiriyor. Güzel. Peki sporun gelişmesi yalnızca törenlerde yapılan konuşmalarla mı olacak? Yoksa yıllardır sessiz sedasız çalışan çocukların emeklerine sahip çıkılarak mı?

Çünkü sporcu yetiştirmek kolay değildir.

Bir çocuğun spora başlaması önemlidir ama asıl başarı onu yıllarca sporun içinde tutabilmektir. Bugün küçük yaşlarda başlayıp üç, dört, beş yıl boyunca aynı disiplinle devam edebilen her sporcu başlı başına takdiri hak etmektedir. Bunun için mutlaka ulusal şampiyon olmasına, kupalarla fotoğraf vermesine gerek yoktur.

Atalarımız boşuna söylememiş: “Birine analık, birine babalık yapılmaz.”

Eğer takdir edilecekse herkes eşit ölçüde takdir edilmeli.

Eğer başarıdan söz edilecekse herkes için aynı kriterler uygulanmalı.

Eğer emekten bahsedilecekse bazı çocukların emeği diğerlerinden daha değersiz görülmemeli.

Çünkü bugün görmezden gelinen o çocuklar, yarının şampiyonları olabilir.

Ama asıl mesele şampiyon olup olmamaları da değildir.

Asıl mesele, hak ettikleri değeri alıp alamamalarıdır.

Yıllardır alın teri döken, çocukluğunu antrenman salonlarında geçiren, hayallerinin peşinden koşan genç sporcuların hakkının tam anlamıyla teslim edildiğini söylemek bugün mümkün değildir.

İşte buna itiraz ediyorum.

Hem de yüksek sesle.

 

Fatih Kutlu
Milli Antrenör, Spor Mentörü,
Dövüş Sporları Antrenörü

DİĞER YAZILARI Uykusuzluk ve Yorgunluğun En Güçlü İlacı: Hareket 01-01-1970 03:00 Nitelik mi, Nicelik mi? Geleceği Kime Emanet Ediyoruz? 01-01-1970 03:00 Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli 01-01-1970 03:00 Zorbalığa Karşı Güçlü Çocuklar 01-01-1970 03:00 Sporda Asıl Kazanç: Gelişmek ve Güçlenmek 01-01-1970 03:00 Zihnin Gücü Sınavda Kazandırır 01-01-1970 03:00 Çocuklar Yarışmıyor, Biz Yarıştırıyoruz! 01-01-1970 03:00 Çocuklar Neden Her Şeye Yetişmek Zorunda? 01-01-1970 03:00 Bedenin Satrancı: Dövüş Sanatları Neden Bir Zeka Oyunudur? 01-01-1970 03:00 Karatenin Sessiz Gücü 01-01-1970 03:00